• Hangi araç? Hangi klayve?

    Teknolojik cihazlarımızda hâkim olan Q klavye diziliminin aslında yazmayı yavaşlatmak için tasarlandığını biliyor muydunuz? 1860’ların sonunda, Amerikalı mucit Christopher Latham Sholes ve arkadaşları ilk ticari daktiloyu geliştirdiler. İlk başta mantıklı görünen bir yol izlediler ve tuşları alfabetik sıraya göre dizdiler. Ancak bu düzenekle yazmaya başladıklarında büyük bir mekanik sorunla karşılaştılar. İngilizcede sıkça yan yana kullanılan harfler (örneğin S ve Continue reading

  • 5 Ocak 2026 Haftası

    “… Onu daha önce duyduk; bütün o sopalar, mızraklar, kılıçlar, o beyin göçerten, saplanan, vurulan şeyler, o uzun ve sert şeyler hakkında işitmediğimiz şey kalmadı; ama içine bir şeyler konan şeyi, mazrufun zarfını şimdiye kadar hiç dinlemedik. Bu yeni bir hikaye. Yeni bir haber. Ama eski de. Sonradan icat edilmiş, lüks, olmasa da olur bir Continue reading

  • Zihin ve Bilinç – VII

    Aslında Zihin ve Bilinç üzerine aklımdaki yazıları üretip bu defteri kafamda kapatmıştım. Ancak Siri Hustvedt’in Living, Thinking, Looking isimli kitabını okurken The Real Story ve Three Emotional Stories isimli denemeleri, beni bellek üzerine düşünmeye ve yazmaya teşvik etti. Zihin ve Bilinç başlığını da uygun buldum. Hustvedt bellek üzerine epey düşünen ve üreten bir yazar. Hangimiz Continue reading

  • Kar sessizliği

    Bu kış oldukça karlı geçiyor. Karı severdim aslında bu kış o kadar soğudum ki Almanya’dan kara bile söyleniyorum. Kesinlikle kış insanı olmadığıma emin oldum bu sene. Kış sevdalılarının da kendini kandırdıklarına ya da sıcak iklimlerde yaşadıkları için kışa methiyeler düzdüklerine inanıyorum. Aksine kimse beni ikna edemez 🙂 Bugün kabullenme kararı aldım. İnsan nereye kadar yaşadığı Continue reading

  • 29 Aralık 2025 Haftası

    “… Ürettiği kültür ürünleri insanın biyolojik gereksinimleri için yeterliyken, zihinsel kimi sorunları çözmekte başarılı değildi. Nitekim insanın aletle çözülemeyecek soyut, ontolojik sorunları vardı. Düşlediği hayatı yaşayamıyordu, sonlu bedende sonsuz yaşama dahil olamıyordu. Bu çelişkiden kaynaklanan kendini bilme ihtiyacı her seferinde ölümle sonlanıyordu. Bilen ölümü biliyordu ve ölüm yaşam üzerine ipotek koyuyor, yaşayanın yaşamını alıyordu. Bu Continue reading

  • Rakamlarla 2025 ve 2026 planlarım

    Mesleki bir deformasyon olarak yılı rakamlarla özetlemeyi hep sevmişimdir. Yine de her geçen yıl tuttuğum istatistiklerin azaldığını fark ediyorum. Örneğin bu yıl kaç kitap okuduğumu saymadım. Yine de paylaşmaya değer bulduğum bazı notlar var. Bu sene blogumda 155 yazı yayımlamışım. İki buçuk yıl önce günlük tadında başlayan metinler, zamanla disiplinler arası, daha derli toplu denemelere dönüştü. Yılın Continue reading

  • Zihin ve Bilinç – VI

    Bu blog serisinde uzun bir yol katettik. Zihni ve bilinci önce edebiyatta aradık, sonra felsefe sorularıyla deştik. Psikolojinin derinliklerine inip bilinç dışının karanlık odalarında dolaştık ve sanatın renklerinde bulmaya çalıştık. Her yazının içine de edebiyatı kattık. Ancak tüm bu disiplinlerde odak noktamız hep bireydi. Biricik, dokunulmaz, kendi kararlarını veren ben… Peki öyle miyiz gerçekten? Kapanış Continue reading

  • Zihin ve Bilinç – V

    Zihin ve Bilinç konusuna sanat tarihi açısından yaklaşmayı planlarken aslında aklımda bambaşka bir bağlam vardı. Ancak yaşananlar ve okunanlar beni istemeden başka bir yola soktu. Bilincin beden üzerindeki etkisi, özellikle son haftalarda, düşüncelerimi tamamen farklı bir tema etrafında topladı. Son günlerde şunu tuhaf bir şekilde tecrübe ettim: Ölümsüz olduğunu sandığın bedenle, her an çökebilecekmiş gibi beklediğin Continue reading

  • Uzun geceler

    Berlin bir haftadır muhteşem gün batımları hediye ediyor bize. Sanıyorum sabah sekiz buçukta aydınlanıp akşam dörtte kararmasından kendi de biraz utanıyor ve son bir haftadır gri katmanlaşmış bulutlarındansa güneşli yüzünü bize sunuyor. Türkiye’de yaşarken hava durumunu umursamayacak kadar güneş mi görüyordum bilmiyorum. Çünkü hava durumunu hiç önemsemezdim. Bu değişiklik yaştan mı coğrafyadan mı onu da Continue reading

  • 8 Aralık 2025 Haftası

    “Ama orası benim kendi ülkem değildi: Yalnızca oradangeçiyor ve gizli bir korkuyla düşündüğüm bir eve dönüyordum,onu durdurmak bana düşmez gibi geldi bana. Bir birey olarakahlaki görevinin böylesine açıkça ortaya serildiği bir anda insanın,kendisinin o kadar da önemli olmadığını düşünmesi öyle kolay ki.Ona karşı koysaydım belki de daha sonra olanların hiçbiri olmazdı.Ama bir kere olsun bunu Continue reading