Kitaplık

Bu bölümde yer alan yazılar kitap incelemesi değildir. Kitapların bende bıraktığı duygu ve düşüncelerdir.

  • Mahcubiyet ve Haysiyet – Dag Solstad

    Dag Solstad çok farklı bir yazar. Az ama öz eserleriyle kendine hatırı sayılır bir okur kitlesi yaratmayı başarmış, damıtılmış cümleleriyle insanı darmadağın eden, üzerine günlerce düşündüren biri. Kitabı bitireli neredeyse on gün oldu, hâlâ zihnimde dönüp duruyor. Böyle etkileyici kitaplar ve yazarlar beni her zaman heyecanlandırıyor.  Kitabı Banu Gürsaler Syvertsen’in çevirisinden okudum. İnce olmasına rağmen… Continue reading

  • Yalnızlar – Erhan Bener

    Benerler, gerçekten de çok yetenekli bir aile. Neredeyse her üyesi edebiyatla uğraşıyor. Yalnızlar, Erhan Bener’le tanıştığım ilk kitap oldu ve bu tanışıklık beni fazlasıyla mutlu etti. Romanın ilk baskıdaki adı Gordium iken, daha sonra Yalnızlar olarak değiştirilmiş. Hatta yazar, her yeni baskıda esere yeni bölümler eklemiş ve sonunda ele avuca sığmaz, 600 sayfalık bir roman… Continue reading

  • Mutluluğun Mimarisi – Alain de Botton

    Mimariden yola çıkarak hayat üzerine derinlemesine düşündüren, okuması hem keyifli hem de öğretici bir kitap. Bireyin ve toplumun mimariyle kurduğu karşılıklı etkileşim, estetik beğenilerimizin psikolojik temelleri ve yaşam felsefesi üzerine sunduğu çözümlemelerle gerçekten zihin açıcı. Continue reading

  • Solgun Ateş – Vladimir Nabokov

    Bu kitap yazılmışken hâlâ yazmaya devam etmek, hele de oyunlu metinler kurmaya çalışmak, cesaret isteyen bir iş. İnsan neden devam ettiğini sorgularken, yine aynı kitabın etkisiyle oyuna dâhil olup benzer metinler yaratma arzusuna kapılıyor. Kitap, oyunlara meraklı okurlar için bir tür Jumanji. Tehlikeli, sürükleyici ve yarım bırakılamaz… Korkuyorsunuz ama oyun ne yapıp edip sizi içine… Continue reading

  • Dokuz Buçukta Bilardo – Heinrich Böll

    Okuduğum en etkileyici kurgulardan biri olan Dokuz Buçukta Bilardo, Böll ile tanışma kitabım. Kitaptan öylesine etkilendim ki Böll neden daha çok okunmuyor ve konuşulmuyor sorusu içime dert oldu. Kitap Fähmel ailesinin üç kuşağı üzerinden Nazi rejiminin temellerini atan Hindenburg dönemini, Nazi dönemini ve savaş sonrası Almanya’sını anlatıyor. Bireylerin kitlesel insanlık suçlarıyla olan mücadelesini okuyoruz. Üç… Continue reading

  • İnsansız Konağın İkonu – Ali Teoman

    Ali Teoman’ın kitaplarına başladığınızda neyle karşılaşacağınızı asla bilmiyorsunuz. Bu da yazarı benzersiz kılan, her yazara nasip olmayan bir özellik. Boş çıkma ihtimali olmayan bir çekiliş gibi… Merakla katılmak istiyorsunuz. İnsansız Konağın İkonu, Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nın ardından yayımlanan ikinci öykü kitabı. İlk kitabında edebiyat dünyasına kendisi bir oyun oynarken, bu kez evren ona bir… Continue reading

  • Göl Yazı – Enis Batur

    Enis Batur okumak hep çok keyifli. Çok öğretici, not aldığım kâğıt, kalemi elimden zor bırakabildiğim bir kitap oldu. Yazarla beraber iç sürüp, çağrışımları kovalıyoruz. Kurulan bağlantılar çok heyecan verici. Yine kısacık ama. Biçim olarak da oldukça oyunlu. Continue reading

  • Yılanların Öcü – Fakir Baykurt

    Bir kitap buluşması vesilesiyle, seneler önce okuduğum Yılanların Öcü’nü bu kez dinleyerek deneyimledim. Başta pek istekli olduğumu söyleyemem, ama şimdi iyi ki diyorum, çünkü bu şahane metni bir kez daha özümseme fırsatı buldum. Toplumcu gerçekçi edebiyata mesafeli bir okurum aslında. Ancak bu tür metinler, Yılanların Öcü gibi yazılmışsa, favorilerim arasına girebilir. Metin; dili, atmosferi, karakterleri… Continue reading

  • Hotel Glasgow – Şavkar Altınel

    Şavkar Altınel ile tanışmam Sezen’le tanışmamdan sonrasına denk gelir. Sezen’in Şavkar Altınel hayranlığına şahit olup önce anlam verememiş ama yine de bu heyecana dâhil olup kendimi Wisconsin,1963‘ü okurken bulmuştum. Sanırım türlerden bağımsız anlatıyla tanışmam da bu kitapla oldu. Öncesinde mesafeli olsam da belki Şavkar Altınel’den okumanın etkisiyle bu tuhaf anlatıları sevmeye başladım. Altınel’in okuduğum bu… Continue reading

  • Böyle Küçük Şeyler – Claire Keegan

    Geçen sene Berlinale’de film uyarlamasını izlediğim kitap uzun zamandır okuma listemdeydi. Umay Öze çevirisi ile okuduğum kitapta pek de aradığımı bulamadım. Film kitaba kıyasla çok daha etkileyiciydi. Önce kitabı okusam hissiyatım ne olurdu merak ediyorum. Hikâye sarsıcı. Küçük bir İrlanda kasabasında, yerel bir manastırın evlenmemiş annelere ve bebeklerine yaptığı korkunç muamelenin hikâyesi. Sonraları kurumsallaşmış bu… Continue reading