27 Ağustos 2025 Haftası

“İkincil kaynaklara dair bu uyarıyı koymak şart: Eğer üretilen ikincil kaynaklar kişiyi esas kaynağa doğru yönlendirmiyorsa, bunların temelleri hayatın bir yönüyle ilgili samimi bir kaygıya dayanmıyorsa o zaman felsefenin gürül gürül çağlayan ırmağı da git gide kurumaya başlar; hatta kim bilir belki geriye -akademide “puanlar”, “teşvikler”, “unvanlar”, “ödevler” ile kariyerizme gomülmüşlerin ya da yayıncılıkta temel eserleri serbest piyasa ekonomisinin çarklarında dilimleyerek çevirenlerin veya filozofları kendi ideolojileri için vesile olarak görüp çarpıtanların elinde- sadece çamurlu bir birikinti kalabilir.” – Bu mühim bir nokta. Benim gibi felsefeye gönüllü olarak başlayanların, temel bilgiden yoksun olanların bu çarklara hizmet ettiği su götürmez.

Friedrich Nietzsche’nin Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan Üzerine & Müzik ve Söz Üzerine isimli kitabına ilişkin çevirmen A. Onur Aktaş’ın ön sözü.

“BİR DUVAR VARDI. Önemli görünmüyordu.”

“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.”

“Duvar yalnızca iniş alanını değil, uzaydan gelen gemileri, o gemilerle gelen insanları, geldikleri dünyaları ve evrenin geri kalan kısmını hapsediyordu. Evreni çevreliyor, Anarres’i dışarda, özgür bırakıyordu.

Öteki tarafından bakıldığında duvar Anarres’i çevreliyordu: bütün gezegen içindeydi, diğer dünyalardan ve insanlardan yalıtılmış, karantinaya alınmış, dev bir esir kampıydı.” – Duvar tanımları çok etkileyici.

“Adam yabancı bir dilde konuşuyordu: İoca. Kelimeler anlamlıydı. Bütün küçük şeyler anlamlıydı, yalnızca bütünü anlamsızdı.” – Anarşik dilleri konu ettiğim bültende bu diller üzerine epey düşünmüştüm. Fevkalade bir tanım yine.

“İçeri kapamak, dışarıda bırakmak, aynı şey, dedi Shevek, ışıltılı, dalgın gözlerle doktora bakarak.” – Metaforlarıyla aklımı yitireceğim kitabın ilk sayfalarında belli oldu.

“Söze dökülen şeyler düzgün durup birbirine uyacağına eğilip bükülüyor, uçup gidiyordu. Ama sözlerin altında, merkezde, Kare’nin merkezi gibi, her şey doğru çıkıyordu. Her şey değişebilir, ama hiçbir şey yitirilemezdi. Eğer sayıları görebilirseniz bunu anlayabilirdiniz; dengeyi, şekilleri, dünyanın yapı taşlarını görürdünüz. Ve onlar sağlamdı.”

Ursula K. Le Guin, Mülksüzler



Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *