An’lar
-
Zerreissprobe
Hafta sonu Zerreissprobe isimli sergiyi gezdim. 1945 – 2000 yılları arasında değişen toplum ve sanat anlayışlarını yansıtan resim, fotoğraf, obje ve videolardan oluşan dopdolu bir sergiydi. Adını Viyanalı sanatçı Günter Brus’un aynı isimli fiziksel performansından alıyor. Videonun gösterimi de yapılıyordu ancak epey kanlı bu gösteriyi izlememeyi tercih edip serginin kalanının tadına vardım. Sergide işlenen temaları; Continue reading
-
Kokusuz
Barbara Kruger’in bu eseri Mustafa Hakkında Herşey’deki benim b.kum kokmaz sahnesini anımsattı. Sanatçı şunları söylüyor: Benim insanlarım sizinkilerden daha iyi. Biz daha güçlü, daha zeki, daha güzel, daha ahlaklı, daha kültürlü ve daha temiziz. Biz iyiyiz ve siz kötüsünüz. Tanrı bizim yanımızda. Bizim b.kumuz kokmuyor ve her şeyi biz icat ettik. İnsanlığın sorunu daha iyi Continue reading
-
Saat
Ağaçlar olta atmış balık tutuyordu. Tutulan balıklar kavuklarda birikiyordu. Vaktinden önce açan çiçeklere üzüldüm. Hâlbuki kolunda saat olan bendim. Continue reading
-
Tarih 102
Her ayın ilk pazarı birçok müzeye giriş bedava. Tarih Müzesi sağ olsun ücretsiz rehberli tur bile sunuyor ziyaretçilerine. Son zamanlarda okuduklarım ve izlediklerim Alman tarihinin bilmediğim kısımlarına ilgimi oldukça arttırdı. Bize sunulan bilgi hep aynı. Ötesini görmek için çaba sarf etmek gerekiyor. Continue reading
-
Hap bilgi
Arı Usun Eleştirisi ve Kapital hiç bu kadar sevimli olmamıştı 🙂 Attım hafızaya, beyin bedava! Continue reading
-
Gözler
Bugün Gundula Schulze Eldowy ve Robert Frank’ın Halt die Ohren steif! (Kendine iyi bak) isimli fotoğraf sergisini gezdik. Göz kolajı ilgi çekiciydi. Sırasıyla güzel kadın, ağaç, genç kız, yaralı köpek, genç adam, deve, yaşlı kadın, kedi, oğul, baba, Gundula (sanatçı), genç adam, ölü balık ve tekrar genç adam gözleri. Eğer hayatı çok seviyorum, bu mutluluk Continue reading
-
Üç fidan
Bir haftadır bu yoldan geçmemiştim. Ben geçmezken üç fidan doğmuş. İyi günler görsünler. Continue reading
-
Simli sevinçler
Postamın kokusunu aldığımdan beri günde iki kez posta kutumuzu kontrol ediyorum. Simli bir kartpostal beklerken bir de şahane bir kitap çıktı kutumdan. Hele o notun zarafeti. Artık büyüdüğümüz için postacılar taşıyor postalarımızı. Ama sevincim ve önce parmaklarıma sonra hayatıma bulaşan simler aynı. Continue reading
-
Postasız postalar
Çocukken aldığımız simli yılbaşı kartpostallarına benziyor şehir. Ağaçların yeşil ya da kahverengi değil, beyaz ve pamuk topları gibi resmedildiği; üzerlerindeki simlerin hayatımıza bulaştığı kartpostallar. Kartpostalları postalamaya gerek duymuyorum, sınıf arkadaşlarıma elden veriyorum. Onlar da öyle yapıyor. Uzakta arkadaşımız yok. Postacıları yormuyoruz. Continue reading