An’lar

  • Münchner Residenz

    Görkem, görkem, daha çok görkem. Bavyera saraylarını gezdikten sonra düz altın varaklar gözüme İskandinav stili gelmeye başladı. Saray Almanya’nın en büyük şehir sarayı. 130 odası bulunuyor. Bir noktadan sonra fotoğraf çekmek bile gereksiz geliyor, sanki orada yaşıyormuşçasına alışıyorsunuz görkeme. Burası 1400’lü yıllardan beri hanedana ev sahipliği yapmış. 1918’de ise müzeye dönüştürülmüş. Bir porselensever olarak porselen Continue reading

  • Neuschwanstein Şatosu

    Münih’teki meraklı gözlerden ve kısıtlamalardan sıkılan II. Ludwig bu şatoyu bir kaçış yeri olarak planlamış. Burada 172 gece geçirmiş (yakılan mum sayılarından bu hesaplanmış) ancak tamamlandığını görmeye ömrü yetmemiş. Yapıldığı dönemlerde artık Orta Çağ kaleleri inşa edilmiyor ama Ludwig iflah olmaz bir romantik. İçinde 200 hizmetlinin de yaşadığı bu şato aslında operaya ve Ludwig’in hayranı Continue reading

  • Oberammergau

    Oberammergau yüzyıllardır Bavyera’nın en varlıklı köylerinden. Paramız var ne kadar gösterebiliriz diye düşünürken sempatik bir fikir bulmuşlar. Evlerinin Grimm Kardeşler’in masal kahramanlarıyla süslemeye başlamışlar. Köy aynı zamanda tiyatrosu ile de meşhur. Köyde 10 senede bir İsa’nın çilesinin anlatıldığı Passion Play sergileniyor. 1633 yılında Oberammergau köylüleri, artık vebadan kimse ölmemesin diye tanrıya her onuncu yılda bir Continue reading

  • Linderhof Sarayı

    1864’te kral olarak taç giyen Ludwig II, 1867/68 yıllarında Münih Residenz’deki odalarını yeniden tasarlayarak ve Neuschwanstein Şatosu’nun temelini atarak inşaat faaliyetlerine başlıyor. Aklında başka planlar olsa da bu saray Ludwig II’nin tamamlandığını gördüğü tek büyük saray. Neredeyse 14. Louise’ye adanmış bu sarayın duvarlarında Ludwig’tense Louise’nin tasvir edildiği tabloları ve Fransız saray hayatının yansımalarını görüyoruz. Porselen Continue reading

  • Prost

    Şerefe! Türkiye’de bıraktığım biraya beni geri döndüren şehir Münih. Bavyera birası ile ünlü. Gerçekten çok lezzetliler. Münih’te iki yüzyıldır Oktoberfest düzenleniyor. İkinci Ludwigimizin dedesinin evliliği sebebi ile kutlamalar başlıyor. Dünyadan 7 milyon insan 7 milyon litre bira tüketiyor. Adı Ekim Festival’i olmasına rağmen havaların bir tık daha iyi olduğu Eylül sonu kutlanıyor. Her sene tarih Continue reading

  • Museum Brandhorst

    2009 yılında açılmış bir çağdaş sanat müzesi. Bir süredir modern sanat müzelerine çok daha açık fikirle yaklaşıyor ve anlamaya çalışıyorum. Öncesinde daha katı bir tutumum vardı. Ancak araştırıp verilen mesajları anlamak gerçekten fark yaratıyor. Müzeyi keyifle dolaştım. Daha büyük bir sergi bekliyordum, belki koleksiyon değişim tarihlerine denk gelmiş olabiliriz. İki etkileyici sanatçıyla tanıştım. Biri Alex Continue reading

  • Ahmet Ümit Berlin’de

    Beyoğlu Rapsodisi’ni okuduğumda duyduğum heyecanı hiçbir zaman unutmayacağım. Üniversiteye hazırlanma senem olmalı. İnsanlar bir günde test kitaplarını yarılarken ben polisiye yarılıyordum. Her gün yarın başlayacağım ümidiyle göz göze geldiğim test kitapları el değmeden kaldı. Kitap okumak varken kim test çözer ki? Ben değil en azından bunu biliyoruz. Senelerce Ahmet Ümit kitaplarını hatmettim. Artık o heyecanı Continue reading

  • Bahar 2024

    Bizim dağınık saçlı kar prensesleri çiçeklendi. İçim mi daha çiçekli onlar mı emin olamadığım bir gün 🙂 Continue reading

  • İçimi boyayan göl

    Rotadan saptım ve bir göl sahiplendim. Kahverengim gökkuşağında yitti. Besleyecek ördek bulamadım. Kurban edilmiş kayıklar ve ağaçlar vardı yalnızca. Endişesiz bir rüzgâr uğulduyordu. Düşünceler haritada kalmıştı. Continue reading

  • Sel

    Su basmışken kayığımızı ve toprağımızı panik yapmadan bekleyebilir mi insan? Çoşkun sular çekildiğinde hâlâ suyun üzerinde durabildiğine mi şükreder yoksa? Continue reading