Günlük

  • Bir sonraki simülasyonunuzu nasıl alırdınız?

    Anadilinden uzakta yaşıyorsan ya da yaşadığın yerin dilini anadilinmişçesine konuşamıyorsan olduğun kişiden uzaklaşıyorsun. Kendini muhtemel sorunlara ya da korkulara göre konumlandırman gerekiyor. Agota Kristof, Okumaz Yazmaz’da çok güzel tespitlerde bulunuyor. Ama bir noktada ayrılıyoruz kendisiyle. Agota, dönem ve şartlar gereği o yabancı dille akan hayata karışmak zorunda. Karışıyor da. Bir süre sonra konuşuyor. Ama yazmak Continue reading

  • Şikâyet var

    04.02.2024, 06:34, Berlin Geçen gün hakkında yazdığım ‘just do it’ prensibi meyvelerini çok hızlı vermeye başladı. Kafamda büyüttüğüm tüm şeylerin biraz çalışınca nasıl yola girdiğini ve ortaya çıkan sonucun üretim anlamında beni ne kadar tatmin ettiğini gördükten sonra kolay kolay bırakmam bu taktiği. Ancak bu durum yine bir aşırı yüklemeye sebep oldu. Aklıma ne düşse Continue reading

  • Pofuduk

    02.02.2024, 06:48, Berlin Bir süredir meditasyon yaparken gözümün önüne bazı imgelemler geliyor. Birkaç sene önce yazmaya da hiç aklımda ve hayatımda yokken böyle bir imgelemle dönmüştüm. İyi ki de dönmüşüm. Dün Emre Kongar’ın söyleşini dinlerken kendini çok iyi bir öğrenci olarak tanımlıyordu. Başkalarıyla paylaşmayı sevdiği için de mesleğine akademisyenlik diyordu. Hayatım boyunca tam tersi olsa Continue reading

  • Kabuksuz

    31.01.2024, 06:10, Berlin Bulutlar uzansa dokunabileceği kadar yakındı. Yağmursuz bir griye kapılmıştı şehir. Alışamamıştı kemiklerini sızlatan neme. Üzerine bir hırka, yüzüne bir gülümseme koydu, annesini aradı. İyiyim dedi. Merak etme dedi. Az kaldı, geleceğim dedi. Bulutların nemi gözlerine bulaştı. Annesinin sesi  de ıslaktı sanki. Telefon kapanınca doğduğu evle bulunduğu eve ayrı bulutlardan yağmursuz damlalar düştü. Continue reading

  • Just do it

    30.01.2024, 05:46, Berlin Stoacı bir metinden aldığım ilhamı bir marka sloganı ile birleştirdiğimi gören stoacıların gözü yaşlı. Blog yazıları da bu ara iyi stoacılık yaptı. Dün okuduğum metinde üzerine fazla düşünmeden sadece işini yap diyordu. Başlamak istediğim iki şey var. Geçmiş tecrübeler ve kaygılar beni sürekli bunlara başlamaktan alıkoyuyor. Nasıl olacak? İşe yarayacak mı? Önceden Continue reading

  • Kapalı gişe

    29.01.2024, 06:31, Berlin Dün hava güneşli ve altı dereceydi. Ortalıkta dolanan bir bahar kokusu vardı. Doğa, bizi kışın artık bittiğine inandırmaya çalışır gibiydi. Evin yakınındaki parka gittik. Pandemide bu evimize taşındığımızdan; ben tam zamanlı, Sezer başta tam sonradan yarı zamanlı evden çalışmaya başladığımızdan beri hayatımızın büyük bir kısmı o parkta geçiyor. Hemen hemen her gün Continue reading

  • Yapay yakamoz etkisi

    28.01.2024, 05:56, Berlin Uyandığımda ayın şavkı vurmuştu balkonumun üstüne. Ayla selamlaşmak için eksi derecede pijamalarımda balkona çıktım. Hava karanlık. Ay bir floresan gibi göz yoruyor. Ayın sabah ışığındansa gece ışığını sevdiğimi yazmıştım daha önce. Ama kapıma kadar gelince boş yollayamıyorum. Aylı bir öykü yazmak istedim ama satırlarıma düşen ay ışığı beni on sekiz sene önce Continue reading

  • Damsız girilir

    27.01.2024, 06:23, Berlin İzlediklerimde, okuduklarımda ve duyduklarımda sadece küçük zümrelere hitap eden işlerden hoşlanmıyorum. Kastettiğim şey içerikten ziyade bir pazarlama stratejisi gibi. Aman zaten herkes okumasın! Aman zaten herkes izlemesin! Bu ayrımı yaratmak ve azınlık tarafında bulunmak insanların hoşuna gidiyor. Yakınlarda başladığım kitaba öyle bir sunuş hazırlanmış ki, psikoloji ve felsefe yüksek lisanslarını tamamlamayan okur Continue reading

  • Masal

    25.01.2024, 06:17, Berlin Mayıs ayından beri her sabah on maddelik bir şükür listesi yazıyorum. Hayata karşı tavrımı değiştiren şeylerden biri de bu oldu sanırım. Başlardaki genel maddelerden küçük ve sevimli maddelere döndü yazdıklarım. Her gün şükran duyacak büyüklü küçüklü on şey bulabildim. Hayat hızla akıp giderken getirdiklerine değil, götürdüklerine odaklanıyoruz. O liste beni getirdiklerine bağlıyor. Continue reading

  • Su akar yolunu bulur

    24.01.2024, 06:48, Berlin Leylâ Erbil’in harika bir röportajını okudum. Eleştiriyi, edebiyat yarışmalarını ve edebiyat dünyasında bir isim yapma yolculuğunu düşündüğüm şu günlerde Leylâ Erbil’in çoğu kitabında yer alan “Bu kitap hiçbir ödüle katılmamıştır.” ibaresini hatırlamak iyi geldi. Jale Sancak’ın atölyesi kontrollerime bambaşka bir filtre eklemem gerektiğini hissettirdi. Yazdıklarımı duyurma hevesim bazen öylesine baskın oluyor ki, Continue reading