-
İpin üzerinde
02.04.2024, 06:30, Berlin Masal diyarları gezimiz bitti. Bal kabağına dönüştük ve eve döndük. Epeydir evdeydik, özlemişiz gezmeyi. Bir tek Sezer’le gezmeyi severim. Grup gezileri pek bana göre değildir. Sokaklar yürünmeli, müzeler görülmeli 🙂 4 gün boyunca her gün 18000 adım atmışız. Yataktan kalktığımız an ayak zonklamalarımız başlıyordu. Otuzların başlarında gezerken günde 22000 – 24000 adımları Continue reading
-
Oberammergau
Oberammergau yüzyıllardır Bavyera’nın en varlıklı köylerinden. Paramız var ne kadar gösterebiliriz diye düşünürken sempatik bir fikir bulmuşlar. Evlerinin Grimm Kardeşler’in masal kahramanlarıyla süslemeye başlamışlar. Köy aynı zamanda tiyatrosu ile de meşhur. Köyde 10 senede bir İsa’nın çilesinin anlatıldığı Passion Play sergileniyor. 1633 yılında Oberammergau köylüleri, artık vebadan kimse ölmemesin diye tanrıya her onuncu yılda bir Continue reading
-
Linderhof Sarayı
1864’te kral olarak taç giyen Ludwig II, 1867/68 yıllarında Münih Residenz’deki odalarını yeniden tasarlayarak ve Neuschwanstein Şatosu’nun temelini atarak inşaat faaliyetlerine başlıyor. Aklında başka planlar olsa da bu saray Ludwig II’nin tamamlandığını gördüğü tek büyük saray. Neredeyse 14. Louise’ye adanmış bu sarayın duvarlarında Ludwig’tense Louise’nin tasvir edildiği tabloları ve Fransız saray hayatının yansımalarını görüyoruz. Porselen Continue reading
-
Münih’te turuncusu az bir harita
01.04.2024, 11:09, Berlin treni Çoğu ülkede vatandaşlar online oy vermeye bile üşenir, ülkelerinin politika gündeminden bihaberken; dün Münih’te bir otel odasında yaşanmayan ülkenin oy verilemeyen yerel seçiminin programını takip ettik. Hiç beklemediğimiz anda çok mutlu olduk. Nasıl mutlu olunur bilemedik. Bazılarımız onların üzüntüsünü izleyerek sevinç duydu. Çıtamız ne kadar düşük. Bazılarımız uyumaya korktu, ya sabaha Continue reading
-
Prost
Şerefe! Türkiye’de bıraktığım biraya beni geri döndüren şehir Münih. Bavyera birası ile ünlü. Gerçekten çok lezzetliler. Münih’te iki yüzyıldır Oktoberfest düzenleniyor. İkinci Ludwigimizin dedesinin evliliği sebebi ile kutlamalar başlıyor. Dünyadan 7 milyon insan 7 milyon litre bira tüketiyor. Adı Ekim Festival’i olmasına rağmen havaların bir tık daha iyi olduğu Eylül sonu kutlanıyor. Her sene tarih Continue reading
-
Museum Brandhorst
2009 yılında açılmış bir çağdaş sanat müzesi. Bir süredir modern sanat müzelerine çok daha açık fikirle yaklaşıyor ve anlamaya çalışıyorum. Öncesinde daha katı bir tutumum vardı. Ancak araştırıp verilen mesajları anlamak gerçekten fark yaratıyor. Müzeyi keyifle dolaştım. Daha büyük bir sergi bekliyordum, belki koleksiyon değişim tarihlerine denk gelmiş olabiliriz. İki etkileyici sanatçıyla tanıştım. Biri Alex Continue reading
-
Berlin vs. Münih
31.03.2024, 08:20, Münih Münih’e gelmeden önce Berlinli arkadaşlarımız orası Almanya değil demişti. Berlin için de aynısını düşünüyorum. Kozmopolit kocaman bir şehir. Bence ne Almanya’ya ne Avrupa’ya ait. Kendi içinde bir evren. Bavyera Bölgesi’nin kendi krallığı olduğunu ve Prusya’ya daha sonradan bağlandığını bilmiyordum. Kültür farklılıkları yüzyıllar öncesinde şekillenmeye başlamış. Münih oldukça ufak bir şehir, neredeyse her Continue reading
-
Masal Kralı
30.03.2024, 06:30, Münih Yazmak mı yaşamak mı ikilemine en çok düştüğüm zamanlar tatillerim. Keşfederken üretmek zor. Masal yazmaktansa masal kahramanı olmayı tercih ediyor insan. Masal şatolarını gezerken çok ilginç tarihi bir figürle tanıştım: İkinci Ludwig. Kuğu Kral (en sevdiği hayvan kuğu) ve Masal Kralı (fantazilere çok düşkün ve bir mektubunda kendini bu şekilde tanımlıyor) olarak Continue reading
-
Performans değerlendirme kriterleri
28.03.2024, 08:41, Münih treni Sabah yazacak vaktim olmadı ama artık yazı makinemi benimle her yere taşıdığımdan bugünü de yazısız geçmeyeceğim. Ben bu çeyrek disiplinime methiyeler düzerken dün öğrendim ki Stephen King ne olursa olsun her gün 2000 kelime yazıyormuş. Babasının cenaze töreninden geldiğinde bile oturup 2000 kelime yazmış. Haftada bir öykü yazmak üzerine çıktığım yolculuk Continue reading
-
Yeryüzüne Övgü – Byung-Chul Han
Kitap, kitaplığıma nasıl eklendi pek hatırlamıyorum. Ya yazarına ya da kitabın adına kandım. Köklerimize, doğaya dönmenin gerekliliklerini ve erdemlerini felsefe üzerinden anlatan bir kitap hayal etmiştim. Ancak kitap bir bahçe güncesi. Yazarın bahçesiyle kurduğu derin bağı, bahçede mevsimler boyunca neler olduğunu zaman zaman güzel şiirler eşliğinde okuyoruz. Kitaba başladım, bitirdim, şaşkınlığım hâlâ geçmedi. Kitabın Türkçeye Continue reading