• Ahmet Ümit Berlin’de

    Beyoğlu Rapsodisi’ni okuduğumda duyduğum heyecanı hiçbir zaman unutmayacağım. Üniversiteye hazırlanma senem olmalı. İnsanlar bir günde test kitaplarını yarılarken ben polisiye yarılıyordum. Her gün yarın başlayacağım ümidiyle göz göze geldiğim test kitapları el değmeden kaldı. Kitap okumak varken kim test çözer ki? Ben değil en azından bunu biliyoruz. Senelerce Ahmet Ümit kitaplarını hatmettim. Artık o heyecanı Continue reading

  • Berlin’de bir gün

    21.03.2024, 06:32, Berlin Berlin’le ilişkimiz çok fırtınalı. Sürekli küsüp barışıyoruz. Dün öğle aramda aslında kısa olmasını planladığım ama ayaklarımın beni bir saatten fazla yürüttüğü bir yürüyüşe çıktım. Berlin’in öykülerimde yer alan kısımlarıyla selamlaştık. Tuhaf sahneler hafızamın kumbarasına girdi. Öykülerimde geçecekleri zamanları beklemeye başladılar. Ben de Berlin’le giderek daha fazla bağ kurduğumu hissettim. Biraz gönülsüzce. Ama Continue reading

  • Dingo’nun ahırından Eurekaaa diye bağırarak çıkan kadın

    20.03.2024, 06:28, Berlin Stoa kitabı öfke bir zayıflık, bir hatadır diyor. Esas güç kendini tutabilme yeteneğiymiş. Tutkuları ve duyguları tarafından kontrol edilmek yerine onları kontrol edebildiği için asla sinirlenmeyen, sarsılmayan o kişi olmak. Yazması kolay, uygulaması zor bir eylem daha. Gündemden iyice elimi ayağımı çektiğim için şu sıralar beni sinirlendiren az olay var. Artık herkesin Continue reading

  • Kukla gösterisi

    19.03.2024, 05:49, Berlin Geçenlerde mamut ağaçları ile alakalı bir haber okudum. Bu ağaçlar tek gövdeli en büyük ağaç türüymüş. Ana vatanları Kaliforniya’ymış. 19. yüzyılın ortalarında tohum ve fide olarak İngiltere’ye  ihraç edilmişler. Benim gibi sıcak iklimde doğmuş bu ağaçların İngiltere’de pek varlık gösteremeyeceğini düşündüyseniz yanıldınız. Kaliforniya’daki ağaçların 80.000’i tehlike altındayken İngiltere’de şu an Kaliforniya’dakinden daha Continue reading

  • Kiraz çiçekleri, talaş böreği ve dondurma yasakları

    18.03.2024, 06:30, Berlin Mevsim sancılanınca gökten kiraz çiçekleri döküldü. Soğuğa talimli miydiler acaba? Görmediğim kuşlar görmediğim çiçek dallarına konuyor bu bahar. Bahar diyorum. Eksi derecelere düşse de cemre ilkokuldaki mevsimler panomuzda Mart ilkbahardır. Ve mart gri kente batmayan güneşleri de getirdi beraberinde. Kent şaşkın, kentli ondan da şaşkın. Ağaçların çiçekleri fazla gelip içimden taşıyor. Lacivert Continue reading

  • Tuzdan Heykel – Leopoldo Lugones

    Borges seçkisine aldığı için ve yine Borges kendisi için “Tüm Arjantin edebiyatını tek bir yazara indirgemek zorunda kalsaydık (aslında bizi böyle tuhaf bir indirgemeye zorlayan bir durum yok), bu yazar tartışmasız Lugones olurdu.” dediği için tanışabildiğim bir tuhaf yazarın bir tuhaf öyküler kitabı. Hikâyeler mitolojiden ya da incilden esinleniyor. Betimlemeler çok canlı, anlatım çok akıcı. Continue reading

  • Bahar 2024

    Bizim dağınık saçlı kar prensesleri çiçeklendi. İçim mi daha çiçekli onlar mı emin olamadığım bir gün 🙂 Continue reading

  • Domatesten Kolomb’a

    17.03.2024, 06:22, Berlin Pomodoro Tekniği’ni duymuş muydunuz? Ben yeni duydum ve hemen uygulamaya koydum. Az disiplinliymişçesine hayatıma biraz daha disiplin kattım 🙂 Teknik seksenlerin sonunda Francesco Cirillo tarafından geliştirilen bir zaman yönetimi tekniği. Pomodoro İtalyanca domates demek. Adını Cirillo’nun öğrenciyken kullandığı domates şeklindeki mutfak zamanlayıcısından alıyor. Öncelikle kendinize bir görev belirliyorsunuz. Bu görev üzerinde 25 Continue reading

  • Sahnede devleşenler

    16.03.2024, 06:40, Berlin Geçen gün zamanın döngüsel olabileceği üzerine bir video izlerken zaman gibi dil algımızın da çizgisel olduğundan bahsedildi. Hiç böyle düşünmemiştim. İsmini hatırlamadığım bir bilim kurgu filmine referans verildi. O filmde uzaylılar dairesel olarak iletişime geçiyorlarmış. Dünya üzerinde fazla düşünmeden kanıksayıp dişlilerinden biri olduğumuz o kadar çok şey var ki. Üzerine düşününce birçoğuna Continue reading

  • Günsel ömürler ya da ömürsel günler

    15.03.2024, 06:50, Berlin On gündür tüm algılarımı kör eden bir kaygı topunun içinde oturuyorum. Hayata onun yarı geçirken zarları arkasından bakıyorum. Sanırım yazdıklarım da karamsarlaştı bu dönem. Neyse ki topu dün patlattık. Bir konu hakkında sürekli endişelenmiyor olmak ne harika bir şeymiş. Bu süre zarfında endişe ve çok düşünme problemimi izlediklerim ve okuduklarımla yenmeye çalıştım. Continue reading