• Cep insanının çekçekli bavul ile imtihanı

    10.02.2024, 06:32, Berlin Hayatımın pek önemsemediğim alanında beklenmedik ve hoş gelişmeler yaşanıyor. Ve son zamanlarda şunu fark ediyorum ki sen zorlanmıyorsun diye bir iş değersiz ya da küçük olmuyor. Kendi başıma çalışırken bu hataya çok düştüm. O işi gözü kapalı yapabilmem işin kolay olduğu anlamına mı geliyor yoksa benim iyi olduğum anlamına mı? Çoğumuz başarılarımızı Continue reading

  • İlk Sayfası – Can Kozanoğlu & Mirgün Cabas

    Can Kozanoğlu ve Mirgün Cabas’ın Storytel’de yazarlarla yaptıkları İlk Sayfası söyleşilerinin kitaplaştırılmış hâlinin kapağında belki de bir pazarlama stratejisi olarak Bir Nevi Yazı Atölyesi yazıyor. Epey atölye deneyimi olan bir insan olarak söyleyebilirim ki alakası yok 🙂 Sevdiğim yazarların söyleşilerini okumak keyifliydi. Bu söyleşilerin hepsi dinlenebilir de ama ben okumayı ve bazı bölümleri atlamayı daha Continue reading

  • Ön elemesiz

    09.02.2024, 06:54, Berlin Kendimize başka bir insana yaklaştığımız gibi yaklaşsak mutlu ve kolay bir hayatımız olurdu. Övgüde ve yergide her zaman başkası yapsaydı ona nasıl tepki verirdim diye düşünmemiz lazım. Önceki yazılarımda bahsettiğim başkalarıyla ilgili kötü düşünmeme ve konuşmama kuralımı kendim için de uygulamaya karar verdim. Üç dakika sürdü sanırım. Kendimizi en çok biz eleştirelim Continue reading

  • Raziye – Melih Cevdet Anday

    Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer… Kitap ilk cümlesiyle okuyucuya da kitaba sevdalanacağının imasını yapar gibi. İlk cümlesinden son cümlesine kadar şiir şiir işlenmiş. Doğa nasıl betimlenir, en küçük hareket nasıl anlatılır, karakter nasıl işlenir… Vedia eşi benzeri olmayan bir karakter. Hayatla ilişkisi inanılmaz. Diyaloglarında karşısındaki karakteri şişirdiği kadar okuyucunun da içini şişiriyor. Dayı-yeğen diyalogları, köylüler ile olan Continue reading

  • Behice’nin Yarım Kalan İşleri – Sinem Sal

    Sevgili Özlem’in tavsiyesi üzerine kitabı dinlemeye başlayınca diliyle sarsıldım, durdurmaya elim gitmedi ve aynı gün içinde bitirdim. Dil sade, iddiasız, akıcı ama oyunlu. Tespitler bir o kadar gösterişli ve şahane. Kitabın ortalarından sonra bu dil oyunlarını pek bulamıyoruz maalesef. Başlangıç çok güçlü, konu çok güçlü. Cenaze evinin tasviri neredeyse kitabı bıraktıracak kadar gerçek. O hastalığın Continue reading

  • Köprü

    08.02.2024, 07:05, Berlin Çoşkun nehir üzerinde bir köprüdeyim. Taşkın su geçmişten gelip geleceğe gidiyor. Çok hızlı. Ördekler üzerinde verevine yüzüyor. Taşlar yalaması için yosunsuz yanaklarını uzatıyor. Rüzgâr yüzüme yüzüme bağırıyor. Geçmişe mi baksam geleceğe mi? Geleceğe bakmam lazımmış gibi geliyor ama içime sinmeyen bir şey var. Köprüye bakıp yürümeye devam etmeye karar veriyorum. Gidecek yolum Continue reading

  • We Should All Be Feminists – Chimamanda Ngozi Adiche

    Bu yazara daha önce makalelerde rastlamıştım ve aklımda yer etmişti. Beklenmedik bir anda kitabıyla karşılaşınca hemen aldım. Bu kitap aslında bir Ted konuşmasının kitaplaştırılmış hâli. Türkçe basılmış mı emin olamadım ama yazarın başka Türkçeye çevrilmiş kitapları da var. Kitapta sorunlar çok güzel tanımlanmış ve meseleler güzel özetlenmiş. Ben zaten feminist olduğum için – kitapta tanımlanmış Continue reading

  • Kaplanın Sırtında – Zülfü Livaneli

    Zülfü Livaneli aşkım sorgulanamaz 🙂 Objektif bir kitap değerlendirmesi olacak mı emin değilim. Yine de aklımda yazmadan edemeyeceğim bazı konular var. Öncelikle ZL’nin müziğiyle beraber edebiyatını da çok severim. Ancak son kitaplarında o eski tadı bulamıyorum. Sanki konularını mesaj vermek için seçiyor gibi geliyor. Balıkçı ve Oğlu’nda da aynı duyguyu hissetmiş, sevdiğim dil oyunlarını bulamamıştım. Continue reading

  • Saat

    Ağaçlar olta atmış balık tutuyordu. Tutulan balıklar kavuklarda birikiyordu. Vaktinden önce açan çiçeklere üzüldüm. Hâlbuki kolunda saat olan bendim. Continue reading

  • Bir sonraki simülasyonunuzu nasıl alırdınız?

    Anadilinden uzakta yaşıyorsan ya da yaşadığın yerin dilini anadilinmişçesine konuşamıyorsan olduğun kişiden uzaklaşıyorsun. Kendini muhtemel sorunlara ya da korkulara göre konumlandırman gerekiyor. Agota Kristof, Okumaz Yazmaz’da çok güzel tespitlerde bulunuyor. Ama bir noktada ayrılıyoruz kendisiyle. Agota, dönem ve şartlar gereği o yabancı dille akan hayata karışmak zorunda. Karışıyor da. Bir süre sonra konuşuyor. Ama yazmak Continue reading