• Sahibinden kiralık koza

    27.08.2023, 07:41, Berlin Geçtiğimiz günlerde bir sanatçının (keşke adını not etseydim) kendine kırmızı koza ördüğü performansını gördüm. Modern sanat beni zaman zaman sinirlendirse de, performans sanatlarını hep çok etkileyici buluyorum. Bir süredir bu performansı düşünüyorum. Belki de hepimizin böyle bir kozaya ihtiyacı var yırtıp dünyaya uçmak için değil, örüp dünyadan kaçmak için kullanacağımız. Bunu düşününce Continue reading

  • Işıl ışıl bir akşamdan

    Kafam sevgilimin omuzunda yıldızları izlerken, Dessau Filarmoni ‚An der schönen blauen Donau‘yu çalıyordu. Saçlarımdan havai fişekler dökülüyordu. Yerinde duramayan teyzeden otuz yıl sonrası için ilham alıyordum. Continue reading

  • Memleket neresi hemşehrim?

    26.08.2023, 07:37, Berlin Kulağımda Japon O-Daiko davulları, burnumda sonu gelmiş yaz serinliği, yere ipekten tanelerini bırakıveren yağmur. Bu sabah böyle. Aklımda ev neresi sorusu. Ev çoğumuz için çocukluk galiba. İlk bisikletten düşülen yer, dizi bağlayan ilk kabuk, ilk kez ekmek almaya gitmek. Benim gibi küçük yer çocukları varsa aramızda bilirler ki büyük şehirler asla ev Continue reading

  • Bilgece olamayan bekleyişler ve süt kokusu

    25.08.2023, 08:25, Berlin Sabırsızlığın lanetine bulanmışken beklemek çok zor. Uykular, rüyalar bile geçmek bilmez olur bir şey beklerken. En sabırsız bekleyişlerimde filmlerdeki bilge bekleyenlere dönüşmek isterim. Yüzüme hoşgörülü bir gülümseme, elime bir bardak çay alıp uzarken kıvrılan çorak bir sarıdan başka rengin olmadığı yollara bakan o bilgelerden. Saniyeleri kovalamaz, sayfaları nefes başı yenilemezdim o zaman. Continue reading

  • Kapılar ve avlular

    24.08.2023, 08:00, Berlin Geçtiğim kapılar diyor kitap, seçimlerimi kastediyor muhakkak. Bu yaşıma kadar çok seçim yaptım ama hiç sevmedim seçim yapmayı. Aklım hep ötekinde kaldı. Hele son zamanlarda başkalarına seçtirir oldum kendi hayat yollarımı. Benim hayatımı seçenler mi yaşıyor, ben mi? Değişmeli bu döngü. Seçimlerimin ellerinden tutup, beraber atlamalıyım kapı eşiklerinden. Doğru kapıyı seçmek her Continue reading

  • Avercamp ve ben

    23.08.2023, 07:23, Berlin Güneş parlıyor, güzel bir gün. Nedense aklıma yaptığım bir aptallık düştü. Anketlerde sorunca insanın aklına gelmez. En büyük aptallığımdı elimde bavul ve pastayla bana kakalanmak istenen bir kapıyı çalmam. Aklıma eşyalarımı sürüklerken bir de elime pasta tutuşturuşum geliyor. İçim hala acıyor. Büyüttü mü beni o olay? Bilmiyorum. Ağzımı açıp edemediğim tek kelime Continue reading

  • Şimdiki zamanla yazmayı sevenler derneği

    22.08.2023, 07:14, Berlin Gri gökyüzü mavilenmeye başladı. Ağaçlar sakin ve temkinli. Bir avuç mavi, çokça beyaz, en çok da yeşil akıyor penceremden içeri. Mumun ışığı titriyor. Neden titrer mum ışıkları? Şehir uyanayazıyor. Aklımda geride bıraktıklarım ve ayakkabımda benimle oradan oraya sürüklediğim taşlar var. Ağustos’un beklenmedik sıcağı ipekten bir şal gibi sarmalıyor bedenimi. Giderek anneme benziyorum. Continue reading

  • Berlin’le barış

    Bu yaz Berlin’le barış ilan ettik. Berlin ilk defa bu kadar yeşil, huzurlu ve keşfedilmemiş. Bana her gün güzel avlularını, havalı kahvaltılarını, gülümseyen insanlarını ve hoş binalarını gösteriyor. Parkın içinde gizli bir sokağı varmış. Orada dünyanın her yerinden gelen gazlı sokak lamba koleksiyonunu sergilermiş. Dünyanın küme teorisi ile yapılmış ilk saati burnumun dibindeymiş, benden saklamış Continue reading

  • Takip edilesi yollar ve dinlenesi sessizlikler

    Günlük adım hedefime ulaşmak için yürürken yağmurun başlamasıyla parkla baş başa kaldık. Yapraklara vuran damla sesleri öyle harikuladeydi ki kulağımdaki Ferhan Şensoy sesini sadece onlar durdurabilirdi. Durdurdular da. Ferhan Usta da böyle isterdi. Continue reading

  • Şişman Marie ile tanışma

    Bugün Şişman Marie ile tanıştım. 800 yaşında bir fıstık. Bu adı insanları dış görünüşleriyle yaftalamanın ayıp olmadığı zamanlarda almış ama üzülmeyin adıyla çok barışık. Goethe’nin arkadaşı. Tegelersee’nin kıyısında ikamet ediyor. Tanışır tanışmaz kaynaştık. “Goethe’nin öyküsünü yaz benim ağzımdan.” dedi. “Emrin başım üstüne.” dedim. Sonrası biraz göl, biraz çimen, yeşillere kıvrılan yollar, deniz kabuğu arayan ördekler, Continue reading