01.04.2025, 06:49, Berlin
Gündem ağır. Duran hayatlar, söz verdiğimiz gençler… Günlerdir okumuyorum, yazmıyorum. Kendimizi kandırmanın da bir anlamı yok. Hayat bizler için devam etti, her dakika gündemi takip ederek, yaşananlara söverek, sırtımızda Sisifos’un kayasıyla da olsa. Yaşanan her felaketin ardından olduğu gibi…
Bu uzun bir süreç. Zincirlerimizi koparırken yaşamaya, kendimizi iyileştirmeye mecburuz. Bazen en küçük adım bile bir direniştir. Benim için o adımlardan biri yazmak. Çünkü yazmak, hatırlamanın, unutmamanın, unutturmamanın bir yolu. Kelimelerle direnebiliriz. Onca kötülüğün ortasında fazla romantik değil mi? Eğer burası, anahtarı bazı insanlarda olan bir günlükse ve o insanlar bir yazı görmek için kendiliğinden buraya geldiyse, yazmanın kimseye zararı olmaz diye düşündüm.
Sessizce yazmak. Sessizce okumak. Gündemi değiştirmeden. Kendi aramızda bir mektuplaşma gibi. Verdiğimiz sözleri unutmadan ve ne olursa olsun birbirimize tutunarak… Ellerimizde çocukların, kadınların, hayvanların kanı yok. O yüzden korkması gerekenler biz değiliz.
Leave a Reply