-
Bakmadan duramayanlar
Artemisia Gentileschi (1593–1653 civarı), Barok döneminin en önemli ressamlarından biri. İtalyan, Roma’da doğmuş, daha sonra Floransa, Napoli ve bir süre Londra’da yaşamış. Babası ünlü ressam Orazio Gentileschi. Artemisia, onun atölyesinde yetişti ve erken yaşta olağanüstü bir teknik yetenek geliştirdi. Caravaggio’nun çağdaşıydı ve onun ışık-gölge kullanımından etkilendi. Tabii ki Artemisia’nın hakkının teslim edilmesi yirminci yüzyılda gerçekleşti. Continue reading
-
Dilin vicdanı
İkinci bir dil konuşmanın ahlaki yargılarımızı nasıl etkilediği üzerine bir makale okudum. Son zamanlarda neredeyse her yazımda söz, ahlaki ikilemlerimize gelirken bu konuya bilimsel olarak ispatlanmış başka bir katman daha eklenmesi yine beni epey düşündürdü. Merak edenler için makalenin linki: https://theconversation.com/how-speaking-in-a-second-language-directly-affects-your-moral-judgement-265211 Makale, bir kişi ikinci dilini kullandığında ahlaki karar verme sürecinin ana dildeki duruma kıyasla değişebileceğini öne Continue reading
-
20 Ekim Haftası
https://www.owleyes.org/text/the-story-of-an-hour/read/chopins-short-story#root-28 “Hikâyenin ilk satırından itibaren Louise Mallard zayıf bir karakter olarak betimlenir. Olayların tümü, hem kız kardeşi hem de Richard’ın onu ani ya da yoğun bir sarsıntıdan korumaya çalışması etrafında şekillenir. Zayıflığının nedeni belirsiz bir biçimde “kalp rahatsızlığı” olarak adlandırılır; bu rahatsızlığın yalnızca fiziksel bir duruma mı işaret ettiği net değildir. Ancak hikâye ilerledikçe, bu Continue reading
-
13 Ekim 2025 Haftası
“H.D., 10 Eylül 1886’da, Amerika Birleşik Devletleri’nin doğu yakasındaki Pennsylvania eyaletinin Bethlehem kasabasında doğdu.Bu İncil kokulu adı kasabaya kurucuları vermişti. 1741 yılındaSaksonya’daki baskı üzerine Moravyalı Kardeşler tarikatınınüyeleri ülkelerini terk edip Amerika’ya göçmüşler ve aynı yıl içindede kasabalarını kurmuşlardı. Moravyalı Kardeşler tarikatınınen eski üyeleri ise, Moravya’dan göç etmişlerdi Saksonya’ya,Slav kökenli kabilelerin ülkelerini ele geçirmeleri üzerine. Ortaçağtarihine Continue reading
-
Bilmek zamanı
Başsız meleklerin ışığı Kalbin gölgesi düşer mi? Deniz yutmuyor, çağırıyor Şimdi bileceğim Söndürmeyin ışığı Continue reading
-
Aydınlanmanın gölgesinde
Karanlık bir oda. Ortada, tek ışık kaynağı olan güçlü bir mum veya lambanın aydınlattığı bir masa. Masanın üzerinde cam bir hava pompası içinde beyaz bir kuş, kanatlarını çırpıyor, nefessiz kalmak üzere. Masayı çevreleyen bir grup insan: kadınlar, erkekler, çocuklar… Her biri farklı bir duygunun ifadesini taşıyor. Bir kadın kuşun hazin sonundan korkmuş, gözlerini elleriyle kapatmış; Continue reading
-
6 Ekim 2025 Haftası
“Kendimi genellikle yeryüzünün her yerinde sürgün sayıyorum. Ve hiçbir yerinde göçmen saymıyorum. Yazdıklarım göçmen yazını değil. Somut anlamda sürgün yazını da değil. Ben kendi kendimi her an, her yerde için için sürüyorum.” “Berlin’de kaldığım bir yıl, beni edebiyatla baş başa bıraktı. Bu durum hem çok yararlı, hem de çok yorucu oldu. Acı duyarak, hem de Continue reading
-
Çaresizliğin normalleşmesi
Son zamanlarda sosyal medyada ‘anti-başarı’ içeriklerine denk geliyorum. Bu, özellikle ekonomik belirsizliklerin ve geleceksizlik duygusunun artması, mikro ve makro düzeyde yaşanan mutsuzlukluklarla bir tür alt akım hâline geldi. Uzun süre sosyal medyada hâkim olan anlatı “kendini geliştir, yeter ki iste, her şey mümkün” mottosuydu. Bu söylemlerin üzerimizde yorgunluk, suçluluk ve tiksinti yarattığını hepimiz fark ettik. Continue reading
-
Balina
Yukarıdayım Denizde bir gölge Şükran Çantaları taşıyamıyorum Yüzümde tanımadığım sakallar Yukarıdayım Gölge de tırmanıyor Beni yalnız bırakmayacak Ben yalnızım oysa Uzaktan güzel, yakından çirkin Hayaletlerin çarşafları kayalıklara takılıyor Çarşafsız hayaletler özgür Korku Siyah saçlarıma laf ediyor bir kadın Benimkiler kahverengi oysa Akşam beraber tarayacağız saçlarımızı çarşafsız aynada Continue reading
-
Doğu-Batı meselesi
Edebiyatımızın ve kültürümüzün güncel meseleleri üzerine sık sık düşünüyorum. Bunlardan biri elbette ki hâlâ ilk meselemiz olan ve varlığımızın sonuna dek uğraşacağımız Doğu-Batı ikilemi. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, hem toplumsal hem de bireysel olarak bizi sancılandıran bir konu. Tanpınar’da, Halit Ziya’da, Orhan Pamuk’ta hissettiğimiz o gerilim en küçük hücrelerimize işlemiş biçimde hep bizimle. Bu konuya ilişkin en Continue reading