-
Bülten 26: Mızrak Değil Çuval – 11.01.2026
January 11, 2026 Mızrak Değil Çuval İnsanlık tarihini kesici ve delici aletlerin tarihi olarak dinlemekten yorulmadık mı? Bilimsel metinler uzun süre bize tek bir hikâye anlattı: İnsanlığın kökeninde erkeğin avcı, kadının ise toplayıcı olduğu cinsiyetçi bir iş bölümü vardı. Bu hikâyeye göre erkek; aletler geliştirerek, avlanarak ve topluluğa et sağlayarak kültürel gelişime öncülük eden… Continue reading
-
Bülten 28: Sulawesi ve İnsanın İlk İmzası – 25.01.2026
January 25, 2026 Sulawesi ve İnsanın İlk İmzası İnsanlık tarihini genellikle yazıyla başlatırız, ancak hikâye kelimelerden çok daha önce, mağara duvarlarında bıraktığımız izlerle başladı. Bugün sizi, tarihin bilinen en eski “Ben buradaydım,” mesajına, Endonezya’nın nemli mağaralarına götürüyorum. 67.800 Yıl Önceki Varoluş Kanıtı Sulawesi adasındaki Maros-Pangkep mağaraları, sadece birer kaya kovuğu değil, insanlık hafızasının en… Continue reading
-
Bülten 29: Okuma Deneyimi: Deşifre mi, Konaklama mı? – 01.02.2026
February 01, 2026 Okuma Deneyimi: Deşifre mi, Konaklama mı? Geçtiğimiz hafta Bilge Karasu’nun Gece’sini okudum. Karasu ile ilişkim hep gelgitli olmuştur ancak Gece, bazı gerçekleri nihayet kabullenmemi sağladı. Karasu zor bir yazar, gerçi ben de kolay metinlerin peşinde koşan bir okur değilim. Fakat Karasu’daki zorluk, bence okuma zevkini zedeleyen mekanik bir yapıdan besleniyor. Alt… Continue reading
-
Bülten 32: Dünya Aslında İyiye Gidiyor – 11.03.2026
March 11, 2026 Dünya Aslında İyiye Gidiyor Maruz kaldığımız gündemi, savaşın bile artık sıradanlaştığı bir dünyada yaşadığımızı bilirken bu başlığı gördüğünüz anda, “Yine neler saçmalıyor bu kadın,” diye düşünmüş olabilirsiniz. Beni bu cümleyi kurmaya iten, yakın zamanda okuduğum bir kitap: Factfulness. Edebî üretimlerime biraz zorunlu, biraz da küskün bir ara vermişken bakış açımı değiştiren… Continue reading
-
Dışarlıklılar
Dışarlıklılar April 21, 2026 Dışarlıklılar {{OPEN_TRACKING_PIXEL}} Ailemizin yeni üyesi sebebiyle bültenler bu aralar biraz düzensiz ve seyrek. Hayatın yeni temposu okuma hızımı yavaşlattı ama durdurmadı. Son dönemde kendimi Elena Ferrante’nin Napoli Romanları’nın içinde buldum. İlk kitaptaki o sarsıcı psikolojik derinliği serinin devamında bulamasam da, Ferrante yarattığı merak duygusuyla bana tam iki bin sayfa okuttu. Bu… Continue reading
-
Göçmen
Formalı bisiklet! Pasaport? Oturum? Bilet? Oysa o evine gidiyor, Bense parka. Continue reading
-
Yeşil çay
Aylar sonra ilk yeşil çay. Bu ânın anlamı bir tek bende. Peki neden buraya koydun derseniz; toprak bizim, arazi geniş. Bazen geri dönmek sadece bir kupa yeşil çaydır. Tabletime yuva yapmış unicornla okuyoruz. Çay deyince şu tuhaf postumu hatırladım. Çok özlediği denizde usul usul gidip dalgaları koklayan başka bir Berke yazmıştı. Her yazıyı başka bir… Continue reading
-
Balkonumda sümbüller
Annem kırk gün boyunca hayatımıza dokunduğu gibi balkonumuza da dokundu. Rengârenk olduk. En sevdiğim sümbül de aralarında. Renklerini bilmeden aldığımız soğanlardan biri bakmalara doyamadığım bir pembeye büründü. Gözüm hep onda. Bazen aklımızda bile olmayan şey geldikten sonra vazgeçilmez oluyor. Hoş geldin Sümbülcüğüm. Her bahar gel, uzun kal. Continue reading
-
İki dilde aynı nida
Pembe borularla tasfiye ediyorlar yeraltı sızılarımı Yerüstü kaos huzuru Ana dilimin y’si Bebe dilimin i’si Kavuşmaları bir Ay! niDası Du bist nicht alleine, Kleines Buradayız Schlaf, Kindlein, schlaf! Der Vater hüt’ die Schaf! Söylesene meine Kleine, koyunların hangi dilde meliyor? Continue reading
-
Bülten 33: Dışarlıklılar – 21.04.2026
Ailemizin yeni üyesi sebebiyle yazılar bu aralar biraz düzensiz ve seyrek. Hayatın yeni temposu okuma hızımı yavaşlattı ama durdurmadı. Son dönemde kendimi Elena Ferrante’nin Napoli Romanları’nın içinde buldum. İlk kitaptaki o sarsıcı psikolojik derinliği serinin devamında bulamasam da, Ferrante yarattığı merak duygusuyla bana tam iki bin sayfa okuttu. Bu seri bende, seneler evvel ergenliğimizde heyecanla beklediğimiz İpek… Continue reading