• Mevsimsel olamayan duygu durumu bozukluğu

    Bu yazı Kuzey ve Orta Avrupa’da geçiren insanlar olarak sanırım çoğumuz bir depresyon hâlindeyiz. Temmuz ayı içinde güneşli gün sayısı üçtü. Onlarda da gün içinde yine bulutlanmalar oldu, yağmurlar yağdı. Böyle bir yazın Almanya’dan kıpırdayamadığım bir döneme denk gelmesi de ayrıca sinir bozucu. Kışın nasıl ayakta kalacağız bilemiyorum. Yaz en azından bir umudun simgesiydi. Artık Continue reading

  • Coğrafya ve kimlik inşası

    José María Velasco’nun doğa tasvirleri beni derinden etkiledi. Bilmediğim bir coğrafyayı anlatıyordu ama içine girdikçe beni çağıran şeylerin daha katmanlı olduğunu fark ettim. José María Velasco (1840–1912), Meksikalı bir ressam, doğa bilimci ve akademisyen. Özellikle doğa resimleriyle tanınıyor ve Meksika’nın ulusal kimliğinin inşasında önemli bir figür. Meksika, 1821’de İspanyol sömürgeciliğinden kurtularak bağımsızlığını ilan etti. Sonrasında iç savaşlar, Continue reading

  • 21 Temmuz 2025 Haftası

    “Anosmatique” (koku almayan) kavramı, insanların kötü koku aldığına dair yüz yıllık bir yanlış anlamadan kaynaklanır. 19. yüzyıl sonunda Fransız nöroanatomist Paul Broca, insanların özgür iradeye sahip olmasını, koku alma merkezlerinin (olfaktör soğanlar) beyinlerine oranla küçük oluşuyla ilişkilendirdi. Hayvanlardaysa bu merkezler çok daha büyüktü. Broca’ya göre koku, hayvanlarda davranışı yönlendirirken insanlar kokulara tepki verip vermemeyi seçebilirdi. Continue reading

  • Sanatla ne yapıyoruz? Maruz kalmak mı, katkı sağlamak mı, yoksa çalmak mı?

    Sanat eserine baktığımızda ne olur? Bir tablonun önünde durduğumuzda, bir şiiri okuduğumuzda ya da bir performansa tanıklık ettiğimizde gerçekten ne yaşanır? Pasif bir seyir mi, anlam üretimine katılım mı, yoksa yaratıcı bir sabotaj mı? Sanat bir etkileşim hâlidir. Etkileşimin derecesi ise Eco’ya göre eserin açıklık oranına göre değişir. Bir trafik levhasını tek bir biçimde okurken, Continue reading

  • Neden bir bülten?

    Pazar sabahı ilk bültenimi okurlarla paylaştım. Bültene olan ilgi ve güzel yorumlar beni çok mutlu etti. Eğer hâlâ üye değilseniz buradan olabilirsiniz. Üye olup da maili göremediyseniz spam klasörünü kontrol etmekte fayda var. Peki neden bir bültene ihtiyaç duydum? Bloga veyahut bana aşina olanlar hayatımın büyük bir bölümünü okuyarak ve araştırarak geçirdiğimi bilirler. Öğrenmek ve Continue reading

  • Haftalık Pazar Bülteni

    Haftalık notlar: Edebiyat, mitler ve zihnin kuytularında gezintiler Her hafta okuduklarımı, düşündüklerimi, bazen yazdıklarımı paylaştığım bir bültene başladım. Continue reading

  • Sevim Burak: kalbime yürüyen iğne

    Bloga bir Sevim Burak bölümü ayırsam yeridir. Sanırım Kafka, Sevim Burak için neyse; Sevim Burak da benim için o. Onu ilk okuduğum günden beri aklıma düşmediği bir gün bile var mı, emin değilim. Şu sıralar Sevim Burak’ın oğlu Karaca’ya yazdığı mektupları okuyorum. Kafka’yla ilgili şöyle diyor: “Benim hocam, tanrım Kafka’dır, bilirsin, o’nu hiçbir zaman aşamıyacağım Continue reading

  • Zihin ve Bilinç – IV

    Zihni ve bilinci anlamaya çalıştığım yazı dizimin bu bölümünde, bazı yaratıcı kişiliklerin sınırlarında dolaştıkları karanlık bir alana odaklanıyorum: intihar. Freud’un melankoli kavramı ve ölüm dürtüsüyle, Jung’un gölge arketipi ve kolektif bilinç dışı kavramı, bu karanlık alanda yol gösterici olabilir mi? Nilgün Marmara, Sylvia Plath ve Emily Dickinson’ın yaşamlarına bakarak ölümle kurdukları ilişkiyi anlamaya çalışacağım. Uyarı: Continue reading

  • Cringe olmayana dek cringe olmak

    05.07.2025, 06:05, Berlin Dün, içerik üreticisi Demet Ün’ün şu cümlesine denk geldim: “Yapacağın, paylaşacağın şeyler ‘cringe’ olacak, ta ki bir gün olmayana kadar.” Bu, sadece içerik üretimine değil, tüm yaratma süreçlerine, tüm görünür olma çabalarına yayılabilecek kadar yerinde bir tespit. ‘Cringe’ son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bir kelime. Türkçeye en yakın karşılığı ‘utanç Continue reading

  • Museum Knoblauchhaus

    Hafta sonu Berlin’de savaştan sağ çıkmayı başaran nadir yapılarından biri olan Knoblauch Evi’ni ziyaret ettim. Ev, 1759 yılında inşa edilmiş ve özellikle Biedermeier dönemi yaşam tarzını yansıtan eşya ve düzeniyle dikkat çekiyor. Biedermeier, 1815 ile 1848 yılları arasında, özellikle Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi Alman etkisindeki coğrafyalarda görülen bir kültürel, sanatsal ve toplumsal dönemmiş. Adını, Continue reading