-
Etik yüklerimizden kurtulmak mümkün mü?
Yapay zekânın etik sorumluluğumuzu paylaşabilir mi, yoksa yalnızca bir simülasyon mu yaratır sorusunu ele alan muazzam bir makale okudum. Kendi yorumlarımı da katarak düşünmek istiyorum. Yorumlama hatalarını önlemek ve akademik yaklaşımı daha iyi kavrayabilmek için makalenin kendisini de okuyabilirsiniz: https://aeon.co/essays/what-godels-incompleteness-theorems-say-about-ai-morality Düşünün; yargılamalar, kaynakların dağılımı, uluslararası çatışmalar yapay zekânın sorumluluğunda olabilir. Kusurlu ve taraflı insan doğası Continue reading
-
Mezopotamya
Göründü Tanrı altından oturağıyla. Bir duman ortalığı kapladı. Yükseldi toprak, renk olmayan dünyayı daha da sasarttı. Tanrının ışığı toprağa saçılınca bakışlar yere indi. Ölümsüz tanrı, ölümsüz toprakta yürüdükçe taş kesildi toprak, öldü. Tanrı durmadı son zerresi de can verene değin. Sonra pelerinindeki tozları silkeledi dünyaya. “Alın,” dedi çocuklarına, “sizindir artık beklemek.” Pelerinini savurdu bulutlara, o Continue reading
-
Işık ve Gölge
…O gece yüzümüzü döneceğimiz ay yoktu. Ateşin karardığı, suyun kuruduğu geceyi gördüm. Gözlerim taş, yüreğim kül. Hesen’e bağırdım. Ses etmedi. Şeyhin okşayamadığı kafasını okşadım. Parmaklarım uzun saçlarına dolandı. Canını acıtırım diye korktum. Hesen karanlık gece boyu kıpırdamadı. Güneş doğduğunda taşlara sığınanlar güneşe döndü. Dağ anadır, dağ korur. Hesen’in yüzü toprakta kaldı. İde kızın uluması ejdarha Continue reading
-
1 Eylül 2025 Haftası
“Bir zamanlar ait olduğu gövdeden kopup incecik oluklara hapsolan buzlar çok geç eriyeceklerdi. Hıristiyan tarih yazımının başlangıcından on üç bin yıl kadar önceydi, son buzlar da su oldular; sızdılar toprağa, havaya kanştılar; yağmur olup yağdılar; yerle gök arasında devinmeye başladılar. Toprak iyice doyduğu için artık alamayınca onları içine, mavi kilin üzerinde toplandı su, yükseldi, yükselip Continue reading
-
Yolculuk
Deniz küçük Gemi büyük Kara dalgalı çocuklarınızı sakınınız Farklı dillerin aynı şiirleri yelkenlerde Beyazlı rahibeler duasız Siyah babalar vaazsız Ekmeği de cesedi de Aynı deniz taşıyor Arkaik bir dilde Continue reading
-
Farklı bir eylül
Parkların tadını yine edebiyatseverler çıkardı. Ağustos epey güneşliydi. Eylül de güneşli başladı. Şort giyebildiğim bir eylül, Berlin’de bir ilk. Daha ne olsun. Temmuzda öyle şikâyet ettik ki sanırım utandı Berlin. Akşam yedi buçuk. İkinci yürüyüşüm. Park sessiz, birkaç kişi kalmışız. Okuyor ve yazıyoruz. Hayat güzel. Continue reading
-
Wagner ve cancel kültürü: sanatsal deha ve tartışmalı miras
Richard Wagner’in Der Ring des Nibelungen’i klasik müziğin en iddialı projelerinden biri. Dört opera (Das Rheingold, Die Walküre, Siegfried ve Götterdämmerung) bir araya geldiğinde yaklaşık 15–16 saat sürüyor. Wagner, bu destanı tam anlamıyla sahneleyebilmek için Bayreuth’ta kendi festival tiyatrosunu inşa etti. 1876’daki ilk toplu sahneleme, sanat tarihinde bir dönüm noktasıydı. Wagner’in müziksel yenilikleri günümüz film müziğine kadar uzandı. Her karakter, nesne Continue reading
-
Durum güncellemesi
Takvimler sonbaharı gösteriyor. Aslına bakarsanız benim için sonbahar Ağustos ortasında başlamıştı, çünkü sabah 5:30’da uyandığımda hava artık karanlık oluyor. Tekinsizlik duygusunu severim, ama karanlığın tekinsizliği bende hoş bir his bırakmıyor. İnsanın kendi bu kadar karanlık ve karanlıkta bir varlıkken aydınlık peşinde koşmamız bir tezat mı, özlem mi, umut mu? Geçtiğimiz ay pek okumadım ve üretmedim. Continue reading
-
Delcy Morelos, Madre
Bu müze salonunu kaplayan kocaman şey bir toprak yığını. Dünyanın en güzel kokulu yerleştirmelerinden birini görmüş oldum. Kolombiyalı sanatçısının kil, toprak, saman, ot, tarçın, karanfil, karabuğday, chia tohumu ve baldan oluşan bu anıtsal eseri sıcaklık ve koku üzerinden dünyevi, uhrevi ve duyusal bir deneyim sunuyor. Morelos’un işleri genellikle çürüme, yenilenme ve doğanın döngüsel ritimlerini merkeze Continue reading