-
Eksantrik kayışı III
09.07.2024, 06:27, Berlin Hızlıca eşyasını toparladı, arabadan indi. Teşekkür etmek için arkasını dönmüştü ki, araba hareket etti. Sinirle içeri daldı. Ortalama bir resepsiyonla tek ortak noktası üzerinde bir zil olan bankonun önünde beklemeye başladı. Gelen giden olmayınca ortalıktaki broşürlerde yazan numarayı aradı. Yanı başındaki telefon çaldı, kimse telefonu açmaya gelmedi. Göleti gören kavuniçi koltuklara oturdu. Continue reading
-
Eksantrik kayışı II
08.07.2024, 06:47, Berlin “Neden triger demiyorsun kardeşim o zaman? Çorap morap iş görmez mi?” “Hemen senli benli olduk bakıyorum da. Siz demenizi tercih ederim. Ayrıca kelime seçimlerimden dolayı hesap mı vereceğim? Sizin ne kadar yolunuz var?” Çattık diye düşünerek cevapladı. “Üç saatim daha var. Ertesi gün de altı saat dönüş.” “Öncelikle ben kadın çorabı kullanmıyorum. Continue reading
-
Eksantrik kayışı I
07.07.2024 Dinlenme tesisinden çıkalı henüz yarım saat olmadan yaşlı Skoda’nın tüm ışıkları yanıp sönmeye başladı. Bakımını aksattığı için kendine, onu yarı yolda bıraktığı için de babasından miras arabaya söverek kenara çekti. Müşteri toplantısı ertesi gündü, en azından erken yola çıkmıştı. Geç kalmayı sevmezdi. Disiplini de arabası gibi baba mirasıydı. Yolda olmasının sebebi orta ölçekli soğutma Continue reading
-
Bizim Zamanımız – Sinem Sal
Çok sevebileceğim bir kitap olabilecekken karakterin her cümledeki tespit ve espri telaşı beni çok yordu. Ve bu dil nedense hep okuyucuya anlatırken, başkalarıyla olan diyaloglarına pek yansımıyor. Karaktere yüklenen bazı özelliklerin de devamlılığı olmamış gibi geldi bana. Continue reading
-
Mutfaktaki Kimyacı – Bülent Şık
Bireysel tüyolar vermekten çok sistem eleştirisi yapan bir kitap. Bilmediğim ne öğrendim çok emin değilim. Ancak bir beslenme kitabında ilk kez edebi göndermeler yapıldığına ve hikâyeler anlatıldığına tanık oldum. Çok güzeldi. Aynı zamanda Bülent Şık kişileri hazır yemektense kendileri hazırlamaya yönlendirirken erkekleri de mutfağa girmeye davet ediyor. Bu çağrı kadınlara değil, herkese. Bunu da çok Continue reading
-
Büyülü Dağ – Thomas Mann
Bu kitabı yirmilerimde okuduğum ve hakkını veremediğim için tekrar okumak istedim. Evet, hakkını verememişim. Ancak yine de insan ruhunu derinden etkilediği iddia edilen bu kitap benimkini ikinci okumada da çok etkilemedi. Özellikle ikinci ciltteki felsefi tartışmalar çok doyurucuydu. Karşıt fikirlerin yanında akan bir varoluş sorgulaması. Buzzati’nin Tatar Çölü’ndeki gibi o çıkamama hâli beni çok rahatsız Continue reading
-
Zamana Vuran Dalgalar – Elmas Şahin
Bu kitap bize yeni bir şey söylüyor mu çok emin değilim, biraz derleme havası veriyor ama yine de Virginia Woolf ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ı paralel okumak çok keyifliydi. Continue reading
-
Bıyık Söylencesi – Tahsin Yücel
Tahsin Yücel ironisi kitabın başkahramanı. Çok canlı ve akıcı bir kitap. Ancak konusunun ve geçtiği atmosferin içine girebildiğimi söyleyemem. Continue reading
-
Kuru Kız – Ayfer Tunç
Bu karakter beni çok etkiledi. Dünya Ağrısı ile beraber en sevdiğim Ayfer Tunç romanları diyebilirim. Diline çok laf edilmiş ama dilinin özellikle böyle kurgulandığını ve hem kitabın adına hem de karakterin hayatına bir selam çakıldığını düşünüyorum. Toplumun tüm yozlaşmış yönlerini arka plan yapmış akıcı ve kısa bir roman. Bir günde bitiyor. Belki daha uzun anlatılsa Continue reading
-
Istakozun mezuniyet töreni
06.07.2024, 06:17, Berlin Dün terapistimle bir seneyi aşkın süredir devam eden ve son dönemde epeyce seyrekleşen seanslarımızı sonlandırmaya karar verdik. Kendimi iyileştirmekten mezun oluyorum diyebiliriz. Bu süre zarfında kürdan ve diş fırçası ile temizlik yapıp sürekli çamaşır suyu kokan bir kadından bulabildiği her fırsatta kendine vakit ayıran bir kadın hâline geldim. Senede bir mecburen yaptığım Continue reading