-
Dip Akıntıları – Kirsty Bell
Bu kitabı takip ettiğim kitap yorumcularında görmüş ve hakkında hiçbir şey okumadan listeme eklemiştim. Adından mütevellit aile travmaları konu alan bir kurgu olduğunu düşünmüştüm. Kitabı elime aldığımda çok şaşırdım. Travma kısmı doğruydu ancak anlatılanlar bir coğrafyanın gerçek acılarıydı. Üstelik de bu coğrafya fazlasıyla içli dışlı olduğum Berlin. Bir su sızıntısının yazarı dolayısıyla bizi çıkardığı kovalamaca Continue reading
-
Terra Alta – Javier Cercas
Bir üçlemenin ilk kitabı. Üçlemenin diğer kitaplarını okur muyum emin değilim. Edebiyatın kitabın ana karakterlerinden biri olması, kitabın Sefiller’le pürüzsüzce harmanlanması, yaşanan coğrafyanın kuşaklar boyu birey üzerindeki etkilerini göstermesi açısından çok çok başarılıydı. Bazı tespitler şahaneydi. Bu sanırım yeni bir tür denemesi. Bir polisiye gibi görünmesine rağmen çözülecek olay çok geri planda. Zaten kitabın başında Continue reading
-
Yarın Yarın – Pınar Kür
Bazı kitaplara yazıldıkları dönemin gözünden bakarsak daha da etkileyici oluyorlar, bu da o kitaplardan biri. Epey uzun olmasına rağmen sürükleyici. 12 Mart’ı başka bir perspektiften göstermesi açısından farklı. Keşke anlatıcı karakter ile okuyucunun arasına bu denli girmeseymiş. Tanrı anlatıcı olsa da karakterin bakış açısında daha çok kalsaymışız. Continue reading
-
Kapak Kızı – Ayfer Tunç
Üçlemeye sonran başlayıp Osman’ı okumuştum. Şebnem’in hikâyesini çok merak ettim ve başa döndüm. Ancak bu kitapta Şebnem bir figüran sadece. Bir tren yolculuğunda gerçekleşen onca tesadüf bünyeme fazla geldi. Continue reading
-
Ağaçlar – Hermann Hesse
Huzurun kitabı. Verdiği keyif asla eksilmeyecek bir kitap. İlaç niyetine, ferahlamak için her sene bir doz alınmalı. Continue reading
-
Beni Gözünüzde Büyütmeyin! – Gülse Birsel
Gülse Birsel’i o kadar severim ki, gözümde sayısız boş kitap çıkarma hakkı vardır. Hepsini de alır okurum. Bir iki saatte bitirilebilecek kafa dağıtan bir kitap. Eğlendirme kısmına gelirsek… Sanırım ben kitabı okumadan o kadar çok röportaj izledim ki kitapta neredeyse bilmediğim bölüm kalmamış. Haliyle keyfi kitaptan değil, izlediğim röportajlardan almış oldum. Continue reading
-
Kol kola çekirdek çitleyenler
15.09.2024, 06:35, Berlin İş ilanlarına laf olsun diye eklenen Kafdağı’nın ardını gözeten bazı özellikler vardır, bilirsiniz. Aslında çok da şart değil ama olsa şahane olur özellikler. Diyelim ki ilanda belirtilen 10 özellik var. Bir kadın bir ilana 10 özelliği de sağlarsa başvuruyor, erkekler için ise bu sayı 6. Dolayısı ile aynı pozisyon için benzer sayıda Continue reading
-
Fosil
14.09.2024, 06:54, Berlin Olimpos Dağı’nın zirvesinde, bir zamanlar kudret ve ihtişamla dolup taşan büyük tanrılar meclisinde bulutlar Zeus’un davullarıyla titredikçe ölümlülerin üzerine asitten yağmurlar bıraktı. Yer yer kalkan avlu döşemesi dikenli otlar gibi salondakilerin ayağına dolandı. Zeus’un togası bol, buruşuk, yer yer ipliklenmişti. Altın teni parlamadı. Dökülen saçı, sakalı yerleri kapladı. Bir değnek yürümesine yardım Continue reading
-
Benim işim yazmak
13.09.2024, 06:14, Berlin Bana yine ‘o iş en kısa sürede bitmeli’ perileri geldi. Pazartesi gecesinden beri bir kez markete gitmek dışında evden çıkmadım. Popomu çalışma sandalyemden kaldıramıyorum. İşin kötüsü bu periler geldiğinde o işin bitme imkânı da yok. Hiçbir şeyi beğenmez onlar. Hiçbir şeyin tamamlanmış olduğuna inanmaz. Canına okurlar insanın. Peri dediğime bakmayın, cehennem köpeği Continue reading
-
İyi uykular
12.09.2024, 06:18, Berlin Işık, ışık nerede? Çok karanlık. Neredeyim ben? Neden bulamıyorum ışık düğmesini? Nefes alamıyorum. Sakin ol! Nerede olacaksın, evindesin. Panjurları yine tamamen kapatmışsın demek. Düğme de şuralarda olmalı. Yok bulamıyorum. Bağırsam duyacak da yok. Aaaaaa! Yardım edin! Sesim de çıkmıyor. Öldüm mü ben? Nerede şu sıçtığımın düğmesi? Rüyadayım belki. Uyan! Uyan! Gerçek değil Continue reading