-
Bir voleybol maçı
07.08.2024, 07:27, Berlin Bundan birkaç sene öncesine kadar kazandığımız bir maç sonrası voleybol oyuncularıyla beraber sen de ağlayacaksın deseler hiç ihtimal vermezdim. Elbette kadın voleybol takımımızdan bahsediyorum. İşleri o kadar zor ki. Onlara o kadar çok sorumluluk yüklüyoruz ki. Bizim coğrafyamızda bir maç sadece bir maç değil. Bir dizi, bir kitap, bir tiyatro oyunu… Hep Continue reading
-
İçimde yeni bir meslek kolu
06.08.2024, 06:40, Berlin Pazar günü defterimi alıp parka gittim. Bütün gün yağmur yağmıştı. Nasıl olduysa öğleden sonra 1-2 saatliğine güneş açtı. Islak bir bankı kurulamaya çalışarak oturdum. Aslında parkta çok vakit geçiriyorum ama hep yürümek ve koşmak için. Havalar güzelken akşam kitabımı da parkta okumaya başlamıştım ama maalesef havalar bu sene bir tuhaf. Özetle, yazmak Continue reading
-
Olimpiyat coşkusu
05.08.2024, 06:19, Berlin Olimpiyat çoşkusu on gündür evimizi ele geçirdi. Son bir senede toplasak son on gündeki kadar televizyon izlememişimdir. Olay televizyonun sürekli açık olmasına, benim ilgilendiğim branşları listelerle düzenli takip edip uygun kanalları çevirmeme, yazmalarımı ve okumalarımı televizyon önünde yapmama dönüştü. Hatta Olimpiyat Özel grubumuz var. Herbokolog televizyon yorumcuları gibi her şeyi tartışıyoruz. Sezer’in Continue reading
-
Off The Record – Trevor Noah
Katıldığım etkinlikleri buraya not etmeyi seviyorum. Geçen adını hatırlayamadığım ve gösterisine gitmek istediğim bir komedyenin adını sitemde buldum. Perşembe günü neredeyse tüm gösterilerini ve komedi şovunun tüm bölümlerini izlediğim Trevor Noah’ın son gösterisine gittik. Birkaç espri eski gösterilerdendi, hatırladım. Yine de epey eğlendik. Dil ve taklit konusundaki yeteneğini konuşturdu. Fransa’ya da Almanları böyle mi anlatıyor Continue reading
-
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış II – Berna Moran
Berna Moran, edebiyatımızda bir cevher. Kendini geliştirmek isteyen okuyucular için bulunmaz bir nimet. Bu kitapları okuduğum için çok şanslı görüyorum kendimi. Derse giren bir öğrenci ciddiyetiyle okuyorum, not alıyorum, büyüleniyorum. Türk edebiyatında okunması gereken ilk on kitap vb. listelere girmesini şaşkınlıkla karşıladığım bazı toplumcu gerçekçi yazarlar hakkındaki incelemelerini okumak beni ayrıca keyiflendirdi. Ancak kitabın sonunda Continue reading
-
Çerçeve – Rachel Cusk
Bu kitap ve yazar çok ses getirdi. Ben de bir kitap okuma grubu sebebiyle üçlemenin ilk kitabını okudum. Bir kere anlatım biçimi olarak bir ilk bence. En azından benim okuduğum kitaplar içinde. Yazar bu anlatım biçimini ‘yok edilmiş bakış açısı’ olarak tanımlamış. Gerçekten öyle. Bir kitaba başladığınızda karakteri zamanla tanımayı beklersiniz. Bu kitapta karakteri değil, Continue reading
-
Hikâyeler – Ahmet Hamdi Tanpınar
Çoğu öyküyü okumuş olsam bile kitabı baştan sona hiç okumamıştım. Rüya hâlleri, gerçekle rüyanın iç içe geçişleri, atmosfer tasvirleri muazzam. Zaten Ahmet Hamdi’ye muazzam demek bizim haddimize mi? Dönemi için ne kadar yenilikçi ne kadar başka. Özellikle Abdullah Efendi’nin Rüyaları’nın çok derin psikolojik incelemeleri mevcut, öneririm. Tanpınar benim en sevdiğim yazarlardan biri olmakla beraber, onu Continue reading
-
Rüyamdaki Sofralar – Selim İleri
Bu kitabı tam yirmi sene önce almışım, okumamışım, ne kitaplarım Türkiye’de kalırken benimle Almanya’ya gelebilmiş. Mutlu bir kitap okumak istiyorum diye okunmamışlar rafımı karıştırırken bunca macerası bir şansı hak etti. Gerçekten mutlu bir kitaptı. Dönem yazan kişilere anlatılan karakterlerin ilham verici olacağını da düşünüyorum. Tariflerin hepsinde margarin olmasını yorumsuz bırakıyorum 🙂 Continue reading
-
Sufi’nin Yolu – İdris Şah
Sufizmle karşılaşmam Almanya’ya gelişimin dördüncü ya da beşinci aylarına rastlar. İlk zamanlardaki farklı bir hayata geçmiş olmanın büyüsü kendini ufaktan bir depresyon hâline bırakmıştı. Bu dönemde Elif Şafak’ın Aşk kitabını okumuş ve sufiliğin hümanizminden çok etkilenmiştim. Sanırım psikolojik durumumun da etkisi çok büyüktü. Sonrasında Mesnevi’yi edindim, fakat aradığım hümanizmi bulamayıp yarıda bıraktım. O dönem bir Continue reading
-
Koleksiyoncu – John Fowles
Bu bir esaret kitabı ve o esir tutulan benmişim gibi acı çektim. Benim için çok klostrofobik bir romandı. Çizilen karakterler çok enteresan, ikisiyle de doğrudan empati kurabilmeniz mümkün değil. Biçim olarak da çok cesur olduğunu düşünüyorum. Çünkü kitabın ilk bölümü bittiğinde ne olduğunu anlamanıza rağmen size ikinci ve üçüncü bölümü de merakla okutuyor. Toplumun dışına Continue reading