-
Bukalemunlar Kitabı – Jose Eduardo Agualusa
Yazarın Unutmanın Genel Teorisi kitabını çok daha fazla sevmiştim. Nedense bu kitabı ondan pek başkalaştıramadım beynimde. Yer yer beni etkileyen satırlar olsa da genele vurduğumuzda çok iz bırakan bir kitap olmadı. Yazarın her iki kitapta da benimsediği (belki tüm kitapları böyledir) fazla bölümlendirme yaklaşımına pek ısındığımı da söyleyemem. Continue reading
-
Yağmur yağıyor
12.07.2024, 06:29, Berlin Bu sabah erken saatte bir toplantım olduğundan yazıyı boş verip koşuya çıkıyordum ki bir baktım yağmur yağıyor. Hâlbuki daha kırk dakika daha yağmamalıydı. Berlin’de yaşamak ciddi iştir, dakika hesabı ile yağmur takibi yapmanız gerekir. Ayakkabıları çıkarıp yine masama döndüm. Bari yazı yazayım 🙂 Bu aralar koşuyla ilgili kendimi motive etmek için videolar… Continue reading
-
Çocukları pistten alalım lütfeeen!
11.07.2024, 06:06, Berlin Metabolizma çok acayip. Normalde 5.45’te uyanıyorum. Sanatçının Yolu, yarım saat erken uyanıp başka hiçbir şey yapmadan üç sayfa yazmayı salık veriyor. Bunu benim gibi erkenciler için mi diyor yoksa dokuz gibi uyanan normal insanlar için mi bilmiyorum. Sanırım bahsettiği şey o vakti yaratabilmek için uykudan feragat etmek. Gittikçe öne çekilen kalkış saatimin… Continue reading
-
Büyüyünce ne olacaksın?
10.07.2024, 06:01, Berlin Sanatçı’nın Yolu isimli bir kitaba başladım. Sanatçı tıkanıklığı için on iki haftalık görevler ve egzersizler olan bir program öneriyor. Adına aldanmayın içindeki yaratıcılıkla buluşmak isteyen herkes deneyebilir, sanatçı olma ön koşulu yok. Henüz tıkanmaya vakti olmamış biri olarak yine de enteresan buldum, okuyorum. Her görevi yapabilir miyim emin değilim ama aralarından hayatıma… Continue reading
-
Eksantrik kayışı III
09.07.2024, 06:27, Berlin Hızlıca eşyasını toparladı, arabadan indi. Teşekkür etmek için arkasını dönmüştü ki, araba hareket etti. Sinirle içeri daldı. Ortalama bir resepsiyonla tek ortak noktası üzerinde bir zil olan bankonun önünde beklemeye başladı. Gelen giden olmayınca ortalıktaki broşürlerde yazan numarayı aradı. Yanı başındaki telefon çaldı, kimse telefonu açmaya gelmedi. Göleti gören kavuniçi koltuklara oturdu.… Continue reading
-
Eksantrik kayışı II
08.07.2024, 06:47, Berlin “Neden triger demiyorsun kardeşim o zaman? Çorap morap iş görmez mi?” “Hemen senli benli olduk bakıyorum da. Siz demenizi tercih ederim. Ayrıca kelime seçimlerimden dolayı hesap mı vereceğim? Sizin ne kadar yolunuz var?” Çattık diye düşünerek cevapladı. “Üç saatim daha var. Ertesi gün de altı saat dönüş.” “Öncelikle ben kadın çorabı kullanmıyorum.… Continue reading
-
Eksantrik kayışı I
07.07.2024 Dinlenme tesisinden çıkalı henüz yarım saat olmadan yaşlı Skoda’nın tüm ışıkları yanıp sönmeye başladı. Bakımını aksattığı için kendine, onu yarı yolda bıraktığı için de babasından miras arabaya söverek kenara çekti. Müşteri toplantısı ertesi gündü, en azından erken yola çıkmıştı. Geç kalmayı sevmezdi. Disiplini de arabası gibi baba mirasıydı. Yolda olmasının sebebi orta ölçekli soğutma… Continue reading
-
Bizim Zamanımız – Sinem Sal
Çok sevebileceğim bir kitap olabilecekken karakterin her cümledeki tespit ve espri telaşı beni çok yordu. Ve bu dil nedense hep okuyucuya anlatırken, başkalarıyla olan diyaloglarına pek yansımıyor. Karaktere yüklenen bazı özelliklerin de devamlılığı olmamış gibi geldi bana. Continue reading
-
Mutfaktaki Kimyacı – Bülent Şık
Bireysel tüyolar vermekten çok sistem eleştirisi yapan bir kitap. Bilmediğim ne öğrendim çok emin değilim. Ancak bir beslenme kitabında ilk kez edebi göndermeler yapıldığına ve hikâyeler anlatıldığına tanık oldum. Çok güzeldi. Aynı zamanda Bülent Şık kişileri hazır yemektense kendileri hazırlamaya yönlendirirken erkekleri de mutfağa girmeye davet ediyor. Bu çağrı kadınlara değil, herkese. Bunu da çok… Continue reading
-
Büyülü Dağ – Thomas Mann
Bu kitabı yirmilerimde okuduğum ve hakkını veremediğim için tekrar okumak istedim. Evet, hakkını verememişim. Ancak yine de insan ruhunu derinden etkilediği iddia edilen bu kitap benimkini ikinci okumada da çok etkilemedi. Özellikle ikinci ciltteki felsefi tartışmalar çok doyurucuydu. Karşıt fikirlerin yanında akan bir varoluş sorgulaması. Buzzati’nin Tatar Çölü’ndeki gibi o çıkamama hâli beni çok rahatsız… Continue reading