|
Yazının Görsel Dönüşümü: Dünya Emoji Günü ve Yeni Şiir Biçimleri
|
|
17 Temmuz Dünya Emoji Günü’ydü. Bazen size de hiyerogliflere geri dönmüşüz gibi geliyor mu?
|
|
Duyguları, ironiyi, samimiyeti ya da mizahı bir emoji aracılığıyla ifade etmek mümkün. Hatta emojiler artık kelimelerin değil, anlamın görsel hâli gibi çalışıyorlar.
|
|
Bu dönüşüm, edebiyatı da etkiliyor. Eskiden romanlarda mektuplar, gazete kupürleri yer alırken artık mesajlaşmalar, mailler ve onlara eşlik eden emojiler var.
|
|
Bu değişim şiiri de dönüştürdü. Somut şiir, yani biçimiyle anlam kuran şiir türü, artık emojilerle yazılabiliyor. Yukarıdan aşağıya akan harflerle bir düşüş duygusu oluşturmak gibi, artık emojiler de imgelerin taşıyıcısı hâline geliyor.
|
|
Shakespeare bile bu dönüşümden nasibini aldı. Londralı grafik tasarımcı Jamie Rector, eski bir dil kullanması nedeniyle okul hayatında anlamakta zorlandığı için Shakespeare eserlerini emoji diline çevirmeye karar vermiş. Bu çalışma sayesinde, Shakespeare’e daha da yaklaştığını söylüyor.
|
|
Rector, bu konuda yalnız değil. İnternette binlerce emojili Shakespeare çevirisi bulunuyor. Bu çeviriler okuru metinle bir oyun kurmaya davet ediyor.
|
|
Tahmin etmek ister misiniz?
|
|
/ ❌ : To be or not to be
|
|
Edebiyat Tanrılarımız: Kime Tapıyor, Kimi Aşmayı Hayal Ediyoruz?
|
|
Sevim Burak, oğlu Karaca’ya yazdığı bir mektupta “Benim hocam, tanrım Kafka’dır, bilirsin, o'nu hiçbir zaman aşamayacağım için böyle kötümser yazıyorum ama, bu da büyük bir güç bana Kafka'dan gelen…” diyor.
|
|
Tanrılarımıza öykünürüz, onlardan öğreniriz. Ama onları tanımak bazen görmek istemediğimiz yanlarıyla yüzleşmek anlamına gelir. İlham aldığımız figür, zamanla hayal kırıklığımızın kaynağına da dönüşebilir.
|
|
Yine de “Aşamayacağım,” demek, aslında “Aşmak istiyorum,” cesaretini de içerir. Edebiyat, belki de içimizdeki ilk şirk duygusudur.
|
|
Peki sizin edebiyat tanrılarınız kim? Onları hiç devirmek istediniz mi?
|
|
Mitoloji ve Tarihin Ortak Noktası: Kadınların Kabahatleri
|
|
Farklı coğrafyaların mitolojilerini peş peşe okuyunca, ister tarih ister efsane olsun, kadının suçlu ilan edildiği tekrar eden bir düzen görüyorum.
|
|
Adem’e itaat etmeyen Lilith. Tanrının sözünü dinlemeyip insanı cennetten dünyaya sürükleyen Havva. Zeus’un arzularının bedelini ödeyen kadınlar. Ormandaki kulübesinde kurbanlarını bekleyen Baba Yaga. Japon yaratılış mitinde, düğün töreninde eşinden önce konuştuğu için evliliği ve doğacak çocuğu lanetlenen İzanami.
|
|
Roller değişiyor ama sonuç aynı kalıyor. Kadının değerini hâlâ bir erkek sesi belirliyor. Ancak biz kadınlar, kendi anlatılarımızı kurup sözümüzü öne çıkardıkça bu sesler giderek azalacak. Belki de şimdi sıra, kendi mitolojimizi ve tarihimizi yazmakta. Katy Hessel’in The Story of Art Without Men (Erkeksiz Sanatın Tarihi) kitabı kayda değer bir başlangıç noktası.
|
| ❝ |
| |
|
Cadılık tarihte kaldı, ama tarih ve ben ihtiyacımız olan cadılığın hepsini etrafımızda buluyoruz, her gün.
|
| |
| Emily Dickinson |
|
|
|
|
|
Okuma Masam: Mitlerden Başkanlara ve Diyaloglardaki Mesajlara
|
|
Bu ara mitoloji okumalarına sistemli biçimde devam ediyorum. Alfa Yayınları’nın ansiklopedik düzenle hazırladığı Philip Wilkinson – Efsaneler & Mitler kitabı, başvurulabilir ve kapsamlı bir kaynak.
|
|
Márquez’e yeniden döndüm. Bu kez yalnızca okur olarak değil, yazıya bulaşmış biri olarak karşısındayım. Başkan Babamızın Sonbaharı, hem bugünün ikliminde okunduğunda hem de anlatımındaki özgünlükle bende daha da derin bir yankı bıraktı.
|
|
Robert McKee’nin Diyalog kitabındaki Karaktere Özgü Diyalog bölümü, dilin karakter inşasındaki işlevine dair analitik bir perspektif sunuyor. Karakterin kısa kelimeler tercih etmesi, cümlelerinin kesintili olması ya da şartlı yapılara sık başvurması; kişiliğine, duygusal durumuna ve ilişkisel dinamiklerine dair önemli ipuçları barındırıyor. Bu yaklaşım, diyalog yazımında biçimsel tercihlerin psikolojik temellerle nasıl örtüştüğünü göstererek karakter derinliğini artırmaya olanak tanıyor.
|
|
şekerrenk
Sarıya çalan renk. Bu renkte olan. İki kişi arasında dostluk ilişkisinin bozulmuş olması.
Galiba Zembul Hanım’la Şahende Hanım’ın araları biraz şekerrenk?
— Sevim Burak, Sahibinin Sesi
|
| |
| Haftanın Kelimesi |
|
|
|
|
|
Kaçıranlar İçin
|
|
Nilgün Marmara, Sylvia Plath, Emily Dickinson’ın kelimeleriyle ölüm arasındaki o ince, sarsıcı hat. Karanlığı anlamaya, onunla konuşmaya, onu ışıkla karşılamaya dair bir yazı.
|
|
İçinden Sevim Burak, John Donne, William Blake, Edip Cansever’in geçtiği, sanat yönetmenliğini Onat Kutlar’ın yaptığı, Türk sinemasının en edebi filmi: Reha Erdem’in A Ay’ı üzerine bir deneme.
|
|
Okuduğunuz için teşekkürler. Haftaya görüşmek üzere.
|
|
|
|
|
|
Leave a Reply