|
Cambridge, yılın sözcüğü olarak parasosyal kelimesini seçti. Parasosyallik, bir insanın aslında hiç tanımadığı biriyle, bir influencerla, ünlüyle, kurgusal karakterle ya da artık giderek daha sık biçimde bir yapay zekâyla, tek taraflı bir yakınlık kurması anlamına geliyor. Bir taraf ilişki varmış gibi hissederken, ötekinin bundan haberi bile olmuyor.
|
|
Parasosyal etkileşimler kırklı yıllardan beri akademik araştırmaların konusu. İlk örneklerde, şarkıcılar ile radyo dinleyicileri arasında kurulan hayalî ilişkiler inceleniyordu. Teknoloji geliştikçe bu etkileşimin biçimi de değişti; araştırmalar televizyona, sonra sosyal medyaya ve şimdi de yapay zekâya doğru genişledi. Bu ilişki türünü akademiden günlük dilimize taşıyan şey ise, artık bir istisna değil norm hâline gelmesi.
|
|
Sabah kahvaltına eşlik eden vlogger bugün biraz durgun muydu? Kışlar onu hep depresifleştirir. Yeni sevgilisi de pek iyi gelmedi sanki. En sevdiğin ünlü çift ayrıldı mı? Bu ayrılığa anlam veremiyorsun, oysa öyle yakışıyorlardı ki. Netflix’te bir karakterin başına bir şey geldiğinde üzülüyor, onaylamadığın bir karar verdiğinde sinirleniyor musun? Yapay zekânın seni önemsediğini düşündüğün oluyor mu? Bunların hepsi parasosyal, yani tek taraflı ilişkiler. Karşı tarafın senin varlığından haberi yok. Bu tek taraflılık, modern yalnızlığın hem ilacı hem de semptomu. Bir yandan anlık yalnızlığı hafifletirken diğer yandan daha da derinleştiriyor.
|
|
Parasosyal iletişim biçimleri zamanla değişse de, bu bağlanmanın nedenleri hep aynı kalıyor: yalnızlık, reddedilme korkusu, bağ kurma ve aidiyet ihtiyacı.
|
|
Bu etkileşimler, felsefenin meşhur öteki ve simülasyon kavramlarıyla da yakından ilişkili. Burada tam anlamıyla bir ötekiden söz edemeyiz; karşımızdaki, bizim ürettiğimiz bir imajdır. Gerçek bir ilişki yaşamak yerine, bir ilişkinin simülasyonunu yaşarız. Parasosyal bağ kurduğumuz kişiler üzerinden kendimize yeni bir kimlik inşa eder, kendi yansımamızla ilişki kurarız.
|
|
Cambridge’in bu yıl parasosyal kelimesini seçmesi yalnızca dijital çağın bir fotoğrafını çekmiyor, aynı zamanda insan doğasının hiç değişmeyen bir eğilimini görünür kılıyor. Biz, her zaman bir başkasına ihtiyaç duyan varlıklarız. Fakat ötekine ulaşamadığımız yerde, zihnimiz onun yerini bir imgeyle doldurur. Geçtiğimiz haftalarda değindiğim Cadılar Bayramı kostümlerinin bizi güvenli bir ortamda riskli duygular ve kimliklerle buluşturması gibi, parasosyallik de bizlere reddedilme korkusu olmayan, nispeten istikrarlı ilişkiler sunar.
|
|
Yeni Mısır Müzesi Kapılarını Ziyaretçilere Açtı
|
|
Geçtiğimiz haftalarda tarihin derinliklerine yolculuk yapmak isteyenler için heyecan verici bir gelişme yaşandı. Yeni Mısır Müzesi açıldı. Ziyaretçiler, firavunların hazinelerinden günlük yaşam objelerine, antik sanat eserlerinden mumyalara kadar benzersiz koleksiyonları keşfetme fırsatı bulacak. Müze, 500.000 metrekarelik alanıyla dünyanın en büyük arkeolojik müzesi. Örneğin Louvre Müzesi’nin iki katından bile büyük. Müzede 100.000’den fazla tarihi eser sergileniyor. Modern sergileme teknikleri ve etkileşimli alanlar sayesinde, antik Mısır’ın gizemli dünyası her yaştan ziyaretçi için daha erişilebilir ve büyüleyici hâle geliyor. Müze, tarihe meraklı herkes için unutulmaz bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Açılış seremonisi de benim gibi çocukluktan bir seremonisever için çok görkemli ve etkileyiciydi.
|
|
Pelin Dilara Çolak’tan Bugünü Anlamak Yarını Okumak
|
|
Severek takip ettiğim Pelin Dilara Çolak, YouTube’da yeni bir seriye başladı. Farklı alanlardaki uzmanlarla beraber bugünün sorunlarını çözmek için epistemik araçlar sunuyor. İlk videonun konusu Linç Kültürü’ydü. Benim için oldukça bilgilendirici ve düşündürücüydü. Felsefeyle ilgilenenlere öneririm. Felsefenin günümüz sorunlarıyla ilişkilendirilmesi ve yarına hizmet etmesi fikri heyecan verici.
|
| ❝ |
| |
|
…
Temiz bir masada oturuyoruz
düşünceler yiyerek temiz tabaklardan
…
Margaret Atwood, Bir Yemek, Çevirmen: Gürkal Aylan
|
|
|
|
|
|
Okuma Masam: Geç Kalınanlar
|
|
Geçtiğimiz haftalarda William Faulkner’ın kült eseri Ses ve Öfke’yi okudum. Çoğu kitabın her yaşta yeni bir ses bulabileceğine inanırım, ama bence bu kitap, okur saflığını yitirmeden okunması gerekenlerden. Dolayısıyla benim biraz geç kaldığım bir kitap oldu. Ne yazık ki detaylı ön sözler, kitabın sürprizlerini önemli ölçüde azalttı.
|
|
Bir diğer okuduğum kitap ise Bernard Malamud’un Tamirci’siydi. Bu kitabın da çok etkileyici olmakla beraber bana yeni bir şey söylemediğini düşünüyorum. Yine de uzun zamandır listemde olan iki kitabı nihayet bitirmiş olmak beni mutlu etti.
|
|
Tamirci’nin ön sözüne özellikle bayıldım. Jonathan Safran Foer, iyi kitapla muazzam kitabı karşılaştırıyordu. Foer bu kitabı muazzam kategorisine koymuş, katılmasam da tanımlamalarını çok sevdim:
|
|
“İyi bir kitapla muazzam bir kitap arasındaki fark nedir? İyi kitaplar sürükleyici, aydınlatıcı ve yeni olabilir. İyi kitaplar çoğunlukla eleştirel övgü alır, hatta bazıları zamanın sınavından bile başarıyla geçebilir. İyi kitaplar bazen muazzam kitaplardan-yaygın olarak kullanılan okunabilirlik ve sanatkarlık kavramları açısından- daha iyidir. (Muazzam bir kitabı bitirmeyi bile beklemeden ona hayran olan birine sormanız yeter.) Dünyamızın ihtiyaç duyduğu şey muazzam kitaplardır, iyi kitaplar ise kültürümüzün arzuladıklarıdır, işte bu yüzden birçok yazar, çoğu zaman iyi kitap yazmanın peşindedir.
|
|
…İyi kitaplar bize sıklıkla sorunlu dünyamızı hatırlatır. Muazzam kitaplar ise bir adım ileri giderek bize insanlığımızı hatırlatır. Dünyamızı tamir edebilecek tek şey de insanlığımızdır.
|
|
…Gerçek tamirci biziz, yani her birimiz. Bir şeyler yapmalıyız. Bu romanın, tüm diğer muazzam romanlar gibi, bize hatırlattığı budur.”
|
|
vualet
Kadınların kullandığı, şapka, taç, toka ve benzerlerinde bulunan, yüzü örten, ince hafif tül.
Annem dışarı çıktı, vualetini indirerek.
— William Faulkner, Ses ve Öfke, Çevirmen: Rasih Güran
|
| |
| Haftanın Kelimesi |
|
|
|
|
|
Kaçıranlar İçin
|
|
Felsefi ve edebî üretimde duyulmayan sesler, klasikleşme süreçleri ve kanonun seçiciliği üzerine düşüncelerimi paylaştığım yazımı buradan okuyabilirsiniz.
|
|
Bülteni beğendiyseniz, bir arkadaşınıza önerebilirsiniz.
|
|
Okuduğunuz için teşekkürler. Haftaya görüşmek üzere.
|
|
|
|
|
|
Leave a Reply