Bülten

  • Bülten 17: Cadılar Bayramı: Korku, Ritüel, Cadılar ve Kadın Deneyimi – 09.11.2025

      November 09, 2025 Cadılar Bayramı: Korku, Ritüel, Cadılar ve Kadın Deneyimi Geçtiğimiz hafta Cadılar Bayramı’ydı. Kutlamanın kökeni, Keltlerin Samhain festivallerine dayanıyor. Yılın son günü olarak kabul edilen Samhain, kışın ve ölüm mevsiminin başlangıcını simgelerdi. Bu dönemde ölülerin dünyaya geri döndüğüne inanılır, kötü ruhları uzaklaştırmak için ateşler yakılır, maskeler takılırdı. 8. yüzyılda Papa Gregory III,… Continue reading

  • Bülten 16: Kendinin Farkında: Metakurgu ve Sanatın Oyunları – 02.11.2025

      November 02, 2025 Kendinin Farkında: Metakurgu ve Sanatın Oyunları Metakurguya, karşılaşmayı beklediğim en son yerlerden birinde, Çarşamba akşamı Devlet Operası sahnesinde izlediğim Romeo ve Juliet temsilinde rastlayınca haftanın konusu da kendiliğinden belirmiş oldu. Anlatının kendisini konu alan bu tür beni çok heyecanlandırıyor ve sizinle birlikte biraz derinine inmek istedim. Metakurgu Nedir? Patricia Waugh’a göre metakurgu, “Kendi… Continue reading

  • Bülten 15: Ophelia’nın Sessiz Çığlığı Hâlâ Yankılanıyor – 26.10.2025

      October 26, 2025 Ophelia’nın Sessiz Çığlığı Hâlâ Yankılanıyor Bir Klip Bir Müzeyi Nasıl Doldurur? Geçtiğimiz hafta yüzlerce ziyaretçi, Almanya’nın orta kesimindeki Hessische Landesmuseum’a akın etti. Ziyaretçilerin odak noktası, Friedrich Heyser imzalı Art Nouveau tarzı bir Ophelia tablosuydu. Tuval üzerine yağlı boya ile yapılmış bu eser, beyazlar içinde bir Ophelia figürünü ve etrafını saran nilüferleri… Continue reading

  • Bülten 32: Dünya Aslında İyiye Gidiyor – 11.03.2026

      March 11, 2026 Dünya Aslında İyiye Gidiyor Maruz kaldığımız gündemi, savaşın bile artık sıradanlaştığı bir dünyada yaşadığımızı bilirken bu başlığı gördüğünüz anda, “Yine neler saçmalıyor bu kadın,” diye düşünmüş olabilirsiniz. Beni bu cümleyi kurmaya iten, yakın zamanda okuduğum bir kitap: Factfulness. Edebî üretimlerime biraz zorunlu, biraz da küskün bir ara vermişken bakış açımı değiştiren… Continue reading

  • Bülten 29: Okuma Deneyimi: Deşifre mi, Konaklama mı? – 01.02.2026

      February 01, 2026 Okuma Deneyimi: Deşifre mi, Konaklama mı? Geçtiğimiz hafta Bilge Karasu’nun Gece’sini okudum. Karasu ile ilişkim hep gelgitli olmuştur ancak Gece, bazı gerçekleri nihayet kabullenmemi sağladı. Karasu zor bir yazar, gerçi ben de kolay metinlerin peşinde koşan bir okur değilim. Fakat Karasu’daki zorluk, bence okuma zevkini zedeleyen mekanik bir yapıdan besleniyor. Alt… Continue reading

  • Bülten 28: Sulawesi ve İnsanın İlk İmzası – 25.01.2026

      January 25, 2026 Sulawesi ve İnsanın İlk İmzası İnsanlık tarihini genellikle yazıyla başlatırız, ancak hikâye kelimelerden çok daha önce, mağara duvarlarında bıraktığımız izlerle başladı. Bugün sizi, tarihin bilinen en eski “Ben buradaydım,” mesajına, Endonezya’nın nemli mağaralarına götürüyorum. 67.800 Yıl Önceki Varoluş Kanıtı Sulawesi adasındaki Maros-Pangkep mağaraları, sadece birer kaya kovuğu değil, insanlık hafızasının en… Continue reading

  • Bülten 26: Mızrak Değil Çuval – 11.01.2026

      January 11, 2026 Mızrak Değil Çuval İnsanlık tarihini kesici ve delici aletlerin tarihi olarak dinlemekten yorulmadık mı? Bilimsel metinler uzun süre bize tek bir hikâye anlattı: İnsanlığın kökeninde erkeğin avcı, kadının ise toplayıcı olduğu cinsiyetçi bir iş bölümü vardı. Bu hikâyeye göre erkek; aletler geliştirerek, avlanarak ve topluluğa et sağlayarak kültürel gelişime öncülük eden… Continue reading

  • Bülten 25: 2026’da Bizleri Neler Bekliyor? – 04.01.2026

      January 04, 2026 2026’da Bizleri Neler Bekliyor? Tarihlere yanlışlıkla hâlâ eski yılı yazdığımız o günler geldi. 2026’nın ilk saatlerinde, dünyanın en muhafazakâr kurumlarından biri olan Viyana Filarmoni Orkestrası’nın Altın Salon’daki o meşhur konserini izlerken bir şeyi fark etmemek imkânsızdı. Değişim, en kalın duvarlardan bile sızıyor. Bilmeyenler için hatırlatayım, Viyana Filarmoni, geleneklerine ölümüne sadık olmasıyla bilinir.… Continue reading

  • Bülten 33: Dışarlıklılar – 21.04.2026

    Ailemizin yeni üyesi sebebiyle yazılar bu aralar biraz düzensiz ve seyrek. Hayatın yeni temposu okuma hızımı yavaşlattı ama durdurmadı. Son dönemde kendimi Elena Ferrante’nin Napoli Romanları’nın içinde buldum. İlk kitaptaki o sarsıcı psikolojik derinliği serinin devamında bulamasam da, Ferrante yarattığı merak duygusuyla bana tam iki bin sayfa okuttu. Bu seri bende, seneler evvel ergenliğimizde heyecanla beklediğimiz İpek… Continue reading